“7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerini birer devrim çağrısı olarak algılamak lazım” – Yüksel Akkaya ile Söyleşi

“7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerini birer devrim çağrısı olarak algılamak lazım” – Yüksel Akkaya ile Söyleşi

YÜKSEL AKKAYA | Bölgemizde bir Birleşik Sosyalist Cumhuriyet’e ihtiyaç vardır. Huzursuz Yunanistan’dan, karıştırılmış Suriye’ye kadar… Batı’da Yunanistan Güney’de Suriye, Irak, Doğu’da Ermenistan!… Rumların, Arapların, Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin ve elbet diğer kadim halkların yer aldığı bir Birleşik Sosyalist Cumhuriyet…

1 Kasım’da yeni bir genel seçimle daha karşı karşıyayız. Seçimle bambaşka, güzel günlere sıçrayacağımızı ummuyoruz. Ama 1 Kasım’ın da tarihsel olarak önemli kırılma anlarından biri olduğunu görmemek imkansız. Bu nedenle bizler, bir yandan 1 Kasım’ı beklerken diğer yandan da Fraksiyon.org olarak, sosyalist siyasi partilere, kurum temsilcilerine ve akademisyenlere #1KasımSonrası için beklentilerini, tahayyüllerini sorup sizlerle paylaşmayı istedik:

Akademisyen Yüksel Akkaya ile 1 Kasım sonrasına dair yaptığımız kısa şöyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz:

Devlet terörünün her gün canlarımızı aldığı, AKP içerisindeki krizlerin iyice derinleştiği, “dış” politikanın hareketli olduğu günlerde, bir kez daha seçimle karşı karşıyayız. Anlaşılan o ki bir önceki seçimden çok da farklı bir seçim tablosu ile karşılaşmayacağız. Sizce seçim sonrası bizi nasıl günler bekliyor?

1908 yılından bugüne bakacaksak olursak, zaman zaman sınıfsal karakteri de baskın/belirgin olan devrim çağrılarından biri ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Osmanlı’dan günümüze işçi hareketi uzun dalgalar halinde bu çağrıda bulunuyor olsa da ne yazık ki bu çağrılara bazen ne yanıt verecek bir siyasal örgütlenme vardır bazen de bunu anlayacak siyasal örgütlenmeler. “1908 Devrimi”nden hemen sonra grev ve örgütlenme şeklindeki yaygın işçi hareketleri Rum, Ermeni, Bulgar cılız sosyalist örgütlenmelere rağmen siyasal önderlikten yoksun olduğu için devrim çağrısının karşılığını bulamadı. Bu çağrı Müslüman-Türk siyasal örgütlenmesinin önünü açarak tarihsel yerine çekildi. 15-16 Haziran Başkaldırısı yeni bir devrim çağrısı olarak tarihsel yerini alırken, ne yazık ki siyasal algının eksikliği kadar, devrim korkusu nedeni ile tarihteki raflarda yerini almak üzere bir kenara bırakıldı. 1977-1980 çağrısı ise anlaşılamadı, kendi içinde boğularak, ikonlaştırıp rafa kaldırılırken, uzun sayılmayacak bir süre sonra Bahar Eylemleri ile tekrar gün yüzüne çıktı. Ne yazık ki kaderi aynı oldu. Gezi isyanı ile bir kez daha devrim çağrısı yapılsa da bu başkaldırı da anında karşılığını bulmadı; ancak Gezi İsyanı çağrısını seçimler aracılığı ile dipten gelen dalgalar olarak sürdürmektedir. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerini birer devrim çağrısı olarak algılamak lazım. Tarihsel deneyim/birikim bize devrime hazırlıklı olunmadıkça karşı devrimlerle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Önümüzdeki dönemde AKP bloğundaki kırılmaların artmasını bekliyor musunuz?

AKP seküler yaşantıyı da tehdit eden, çalışma yaşamından gündelik hayata kadar her şeyi sermayenin çıkarları doğrultusunda yapılandıran bir düzen partisidir. AKP, kapitalist sistemin/düzenin çarkları içinde hem yapılandıran hem yapılandırılan bir aktör olarak bir çöküş/çürüyüş sürecine girmiştir. Sermaye için iktidarda varlık nedeni aynı zamanda yok olma nedenidir de. Ne var ki hiçbir şey de kendiliğinden olmamaktadır. Bu nedenle, her iki seçimin çağrısına uyarak, AKP’nin çürüyüş/çöküş/çözülüş sürecini hızlandırmak, devrimci durumu açığa çıkarmak gerekmektedir. Bunun için de toplumsal muhalefetin umudunu artırmak, güvenini pekiştirmek gerekiyor.

Toplumsal muhalefet kendi gündemlerini yaratabilmek için uygun araçlara sahip mi?

İlk iki soruya verilen yanıt, toplumsal muhalefetin kendi gündemini yaratabildiğini göstermektedir. Sadece yakın dönem devrim çağrısı olan Gezi İsyanı üzerinden baktığımızda bu konuda bir sorun olmadığı ortaya çıkmaktadır. 15-16 Haziran’da sendikalarına sahip çıkmak için başkaldıranlar ne kadar basit sıradan bir gündem ve araçlarını yaratabilmişse, Gezi İsyanı’nda “üç-beş” ağaç ile o kadar sıradan bir gündem ve araç yaratabilmiştir. Toplumsal muhalefet açısından bakıldığında gündem yaratmak sorunu olmadığı görülmektedir. Sorun, birer devrim çağrısı da olan bu gündemleri anlamak, ortaya devrimci bir istek/irade ve çaba koymaktır. Ne yazık ki 1908’den günümüze bakıldığında toplumsal muhalefet ne kadar devrimci bir durum ve çağrısı yarattıysa onun adına siyaset yapan siyasal özneler de bu devrim çağrısından o kadar korkan özneler olmuştur! Evet, Türkiye sosyalist hareketi devrimden korkmaktadır! Devrimden korktuğu için devrimi kendi içinde boğmaktadır. Gereğinden fazla marksize olmuş (okuyup, anlama çabası olarak) devrimden korkan Türkiye solu yeterince leninize olmamıştır (eylem ve devrim girişimi olarak). Bu durum, bize önce Türkiye sol/sosyalist hareketinin devrimcileştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Asıl sorun budur. Devrimden korkanlarla devrim olmayacağı gibi düzen içinde etkili bir muhalefet de olmaz.

Önce Suruç’ta ardında Ankara’da yaşadığımız katliamlar, Kürt coğrafyasında neredeyse her gün kaybedilen canlar… Bu dönemde nasıl bir politik hat üzerinden hayata müdahil olmayı planlıyorsunuz?

Çeyrek yüzyılı aşan Kürt mücadelesi/muhalefeti/hareketi bize bütünleşik devrimci bir hareketin önemi kadar gerekliliğini de göstermektedir. Bu süre zarfında Türkiye’nin Batısı İslamize olurken, Kürt hareketi en muhafazakar dinsel kesimi başkaldıran, politize olmuş, yer yer seküler bir yapıya taşımakta önemli mesafe kat etmiştir. Çeyrek yüzyılı aşkın bu deneyim, sonuç alabilmek için, seçimlerin de gösterdiği bir durum olarak ayrı akan iki nehrin birleşmesi gerektiğini de ortaya koymaktadır.

Bölgemizde bir Birleşik Sosyalist Cumhuriyet’e ihtiyaç vardır. Huzursuz Yunanistan’dan, karıştırılmış Suriye’ye kadar… Batı’da Yunanistan Güney’de Suriye, Irak, Doğu’da Ermenistan!… Rumların, Arapların, Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin ve elbet diğer kadim halkların yer aldığı bir Birleşik Sosyalist Cumhuriyet… Yapay sorunları, yapay sınırları aşacak bir düşsel devrim. Başlamak, bitirmenin yarısıdır. Her devrim, aslında çoktan başlanmış, ama tamamlanmayı bekleyen bir devrimdir. Devrimden korkmadan, devrim için uğraşmak. Evet önümüzdeki temel mesele budur.

1 Kasım seçimleri bir devrim çağrısıdır; Birleşik Sosyalist Cumhuriyet için…

1 Kasım Sonrası dosyasındaki tüm yazılar için tıklayınız.

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr