Bereket Kar İle Filistin Söyleşisi-2

Bereket Kar İle Filistin Söyleşisi-2

Bereket Kar ile Filistin Söyleşisi Bölüm 2 | Tüm batılı emperyalist güçler İsrail’e destek sunmaya devam ediyor ve de bundan vazgeçmeleri çok zor. Çok şiddetli çatışmalar sürmeye devam ediyor, Suriye’de yüz binlerce insan öldü, milyonlarcası göç ettirildi. Şu anda Şengal’de Hristiyanlar, Ezidiler, Kobani’de Kürtler on binlercesi öldürülmesine rağmen hiçbir Avrupa ülkesinin kılı kıpırdamadı. Fakat bir insan kaçırılıp öldürüldüğü zaman -ki bunu hiçbir örgüt çıkıp sahiplenmedi- bunu siyasileştirip bütün Avrupa’yı arkalarına alarak saldırı gerçekleştirdiler.

10638020_10204511324041306_156953530_n
Bereket Kar ile Filistin Söyleşisi 2

Bereket Kar ile daha önce birinci bölümünü yayınladığımız söyleşiye devam ediyoruz.

Fraksiyon – Peki Hamas ile ilgili sıkıntılar yok mu? Tarihsel geçmişi son derece tartışmalı diye biliyoruz.

Bereket Kar – Hamas aslında 1986’yla ortaya çıkan bir oluşum. Hamas, El Fetih’in liderliğini yaptığı Filistin Kurtuluş Örgütü’nün artık Filistin halkının taleplerine cevap vermediği, yolsuzlukların diz boyu olduğu bir ortamda ortaya çıktı. Hamas’ı kurduran İsrail’in kendisidir, bu dış basının değil bizzat Filistinlilerin iddiasıdır. Hamas izlediği çizgi itibariyle Mısır, Suriye ve bölgenin diğer kesimlerinde örgütlü olan, kökü 1920’lere kadar dayanan Müslüman Kardeşler’in Filistin kolu olarak ortaya çıktı. Suriye Hamas’a ciddi destek verdi ve Beşar Esad, Hamas’ı mali, askeri ve eğitim alanında yıllarca destekleyerek, eğiterek kendine çekmeyi başardı ve gerçekten diğer güçlerle birlikte hareket etmesini sağladı. Bu süreçte Hamas ılımlaştı ve Filistinli örgütlerle çatışmaktan uzak durdu. Ta ki Suriye’deki olaylar patlak verene kadar. O dönemde Sünni kökenli bir örgütlenme olması nedeniyle Suriye’deki Müslüman Kardeşler’le karşı karşıya gelmek istemedi.

Ayrıca iktidarın suçlandığı ve bütün bölge ülkelerinin, Körfez ülkelerinin Hamas’a destek veren ülkeler de dahil Beşar Esat’ı hedeflediği bir noktada artık Hamas’ın Şam’da kalma şansı yoktu. Çünkü bütün destekleri kesilecekti. Halbuki önemli bir desteği de İran’dan vardı. Onu da gözden çıkardı ve Körfez ülkelerine çekildi. Bu çekiliş ona çok büyük bir prestij kaybettirdi ve hatta bölünmelere bile yol açtı. Şu anda diğer Filistinli örgütlerle arası iyi sayılır. Gazze’deki sosyal hayata, yaşama dair, içkiye, giyime dair müdahaleleri çok ciddi bir problem olarak devam ediyor. Bunlara karşı tüm diğer cepheler -İslamı Cihad hariç- daha laik bir yerde duruyorlar. Bu yanıyla problemler devam ediyor. Bir kadının tek başına bir taksiye binmesi, sokakta yalnız başına yürümesi mümkün değil mesela. Ama, Halk Cepheliler, Demokratik Cepheliler ve diğerleri, bunlara karşı inadına daha laikçe yaşıyorlar. Tabii ki çok fazla da müdahale edemiyorlar. Ama hayatın iktidar yoluyla yönetildiği her yerde, içkiler, plajlar, yüzme havuzları, okullar vs. ne yazık ki kamu alanlarını inançları doğrultusunda düzenlemişlerdir.

Fraksiyon – Filistin direnişinin bugünkü aktörleri kimler ve bilmediğimiz yeni oluşumlar var mı?

Bereket Kar – Az önce de bahsettiğimiz birliktelik şu an çok önemli. Bu birlikteliği bütün örgütler savunuyorlar, buna karşı çıkan yok ama bunun istenilen düzeyde olduğunu söylemek mümkün değil. Mesela Halk Cephesi, Demokratik Cephe, Filistin Kurtuluş Cephesi, Filistin Halk Partisi, Kiyade El Amme, Nidal Cephesi var. Şimdi tüm bu cepheler çok memnun değiller. Daha çok Hamas, hâlâ birçok şeyi dayatmış durumda. Bunu ancak önümüzdeki yılda, 6 ay sonra öngörülen seçimlerle göreceğiz. Bu seçimler uygulanabilecek mi? Bence İsrail bunlara da müdahale etmeye çalışacak, çünkü böyle bir birliği asla istemiyor. Başının ağrıyacağını biliyor. Bu barış görüşmelerinin yönü değişebilir. Bu durum biraz da bölgedeki gelişmelere bağlı olacak. Yani Lübnan’da, Suriye’de oluşan durumlara bağlı olarak Filistinli örgütler konumlarını değiştirebilirler. Şu anda Hamas hariç bu örgütlerin hepsinin Şam’da büroları, sorumluları, yöneticileri var.

Fraksiyon – Son dönemde Filistinliler Suriye’den Lübnan’a geçmek zorunda kaldı değil mi?

Bereket Kar – Suriye’de bulunan 700 bin kadar Filistinlinin kamplarının IŞİD tarafından kuşatma altına alınması, Filistinlilerin ikinci bir göç yaşamasına ve Lübnan’a yeniden akmasına neden oldu. Lübnan’da Filistinlilerin durumları çok çok kötü. Onların çalışma koşulları, çalışma izinleri yok. Üniversite bitirenler bile devlette çalışamazlar. Ancak özelde imkânlar varsa çalışabilirler. Şu anda Sabra, Şatilla, El Hilve ve güneydeki diğer kamplarda koşullar çok kötü. İki gözlü bir evde on aile kalmak zorunda. Yani on beş yirmi insan üst üste kalıyorlar. Bunlar şimdi oradan da Avrupa’ya ya da başka ülkelere göç etme yollarını arıyorlar. Aslında onlar gitmek istemiyorlar. Çünkü biliyorlar ki kendi vatanlarından uzaklara düştüler mi Filistin’e asla dönemeyecekler. İsrail bunu istiyor, ABD de destekliyor. Avrupa ülkeleri de istiyor. Gitmemek için inat ediyorlar ama inanılmaz bir yoksullukta yaşıyorlar. Gıda maddelerine, giyim, battaniye vs. yani aklınıza ne gelebilirse, çok ciddi ihtiyaçları var. Bunu zaman zaman bize de iletiyorlar fakat ne yazık ki imkânlar çok kısıtlı.

Lübnan oturum da vermiyor ve en sonunda Filistinlilerin girişini de yasakladı. Ancak başka ülkeye gitmek için bir geçiş izni verme kararı aldı. Şimdi Lübnan’a baktığınız zaman 4 milyonluk nüfus şu anda 6-7 milyona yükselmiş durumda. Lübnan’ın çözeceği, kaldıracağı bir durum değil bu. Ülke cumhurbaşkanını seçememiş, hükümeti çatışmalı. Yani Lübnan’da zaten hiçbir istikrar söz konusu değil. Bu göçü kaldırma şansı da yok. BM orada başka yerlerde de olduğu gibi un ve değişik tahıl ürünleri şeklinde bazı yardımlar yapıyor. Onun ötesinde ciddi bir yardımları yok.

Fraksiyon – Filistin siyasal haritasında yeni bir değişim söz konusu mu?

Bereket Kar – Filistin’in siyasal yapısında yeni bir değişim söz konusu değil. Örgütler oldukları gibi devam ediyorlar. Ancak yakınlaşma ve birlikte hareket etme meseleleri söz konusu. İstemeseler de birlikte hareket etmek zorundalar. Dolayısıyla Hamas’ı bir nevi taşıyorlar, kabulleniyorlar yani.

Fraksiyon – Türkiye ile ilişkiler nasıl? Türkiye Hamas’a baskı yaparak çatışmasızlık sürecini mi örmeye çalışıyor?

Bereket Kar – Türkiye’nin şu ana kadar Filistin güçlerinin bütününe yönelik bir yardımı asla olmadı. Daha çok Hamas ile düşünsel olarak örtüştüğü için onlara belirli yardımlar yapıyor. Mesela geçenlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir açıklaması vardı. Toplanan 53 milyon liranın en yakın zamanda ulaştırılacağı söyleniyordu. Enerji Bakanı Taner Yıldız da bir elektrik santralinin kurulacağına dair çalışmalardan söz etti. Çünkü günde ancak 4 saat elektrik verilebiliyor Gazze’de. Bunun haricinde bütün işyerleri bile çalışamaz durumda.

Fraksiyon – İsrail’in artık periyodik diyebileceğimiz saldırılarına karşı uluslararası bir kayıtsızlık ve kanıksama mı hâkim? Silahların susturulması çok mu zor, yoksa kimse bunu istemiyor mu?

Bereket Kar – Ne yazık ki kayıtsızlık hâkim olmaya devam ediyor. Gerek ABD gerek Avrupa ülkeleri gerek de Mısır ağırlık koyarak olası bir ateşkesin devamını sağlamaya çalışacaklar. Çünkü bana sorarsanız İsrail hiçbir şekilde burada başarılı çıkamayacak. Yani bu Filistinli örgütlerin, militanların kaybedecekleri hiçbir şey yok. Her şeyi kaybetmiş durumdalar. Dolayısıyla İsrail sadece hava saldırılarıyla masum insanların evlerini yıkabilir ama örgütleri yok edemez. Karadan bir müdahaleyle, işgal hareketine kalkışılması, İsrail’de çok ciddi problemlere yol açar. Gireceği yoğun semtlerden çıkma şansı yok gibi. İsrail’de kamuoyu  çok dikkate alınan bir yere sahip. Bu açıdan ne yapıp edip bu ateşkesi bir şekilde sağlayacaklar, başka şansları yok diye düşünüyorum.

Fraksiyon – Peki İsrail halkından bu sürece dair bir tepki var mı?

Bereket Kar – Yakın zamanda belki izlemişsinizdir. İsrailli birinin Filistinli biriyle evliliği vardı, düğünleri vardı. Buna karşı inanılmaz bir şekilde gösteriler yapıldı, sokaklara çıkıldı. Ve İsrailliler kızı alsın gitsin, İsrail’in dışına çıksın diye gösteri yaptılar. Aslında İsrail kamuoyunda barış yanlıları var. Barışseverler var, aktivistler var. Ama ne yazık ki bunlar (İsrail Komünist Partisi de dahil) istenilen politik tutumu bir türlü sergileyemiyorlar. Toplumu örgütleyen, sokaklara döken savaşlara karşı barıştan yana bir tutum geliştirilemiyor. Zaman zaman bu gösteriler dışarıda oluyor mesela, Amerika’da, Avrupa ülkelerinde oldu bu tür dayanışmalar. Ama İsrail toplumunun içerisinde öyle ağırlıklı bir şey yok. Barış taraftarları seslerini yükseltemiyorlar. Filistinlilere sorduğumuz zaman bunların aydınlar ve entelektüeller olduklarını ama örgütsel bir güce sahip olamadıklarından söz ediyorlar. Ve yeri geldiğinde Filistin topraklarını işgal edilmiş olarak bile saymadıklarını söylüyorlar. Ayrıca Barış olsun diyorlar ama nasıl olsun meselesinde ciddi, somut bir önerileri yok.

Fraksiyon- İsrail ve Filistin’in karşılıklı talepleri neler? Bu talepler ne kadar gerçekçi?

Bereket Kar – Şimdi aslında Filistinlilerin talepleri son derece gerçekçi. Çünkü zaten, Filistin’in bütününün sadece yüzde 11’i kalmış işgal edilmeyen. İsrail’in aklındaki proje, Gazze’yi Mısır’a, Batı Şeria’yı da Ürdün’e katmak şeklindedir. Yani asıl proje bu ve bu yönde bastırmaya devam ediyor. Barış görüşmelerine imza atmaması ya da ciddi bir şekilde masayı oturmamasının altında yatan asıl strateji budur. Eninde sonunda bunları vura vura, bir yandan da yeni Yahudi yerleşim yerleri, birimleri inşa ederek Gazze ve Batı Şeria’yı ayırarak bu insanları kendi doğal sınırlarına iterim diye düşünüyor: “Birisini Ürdün’e ikna ederim diğerleri de Mısır’a katılır ve bende kurtulurum.” 67 öncesi Filistinlilerle zaten sorun olsa dahi orada kontrolü sağlamış durumda. Çünkü 67 öncesi Filistinliler İsrail vatandaşı durumundalar. Bu ayrımı yapmaya çalışıyor tabii. Ama şu anda birçok 67 öncesi işgal kentlerinde Filistinlilerde çok ciddi, direnişler, yürüyüşler ortaya çıkıyor. Bu da aslında İsrail’i sıkıyor. En acil talepler kuşatmaların kaldırılması, güvenliğin bizzat Filistinlilere verilmesi, kendi güvenliklerini kendilerinin sağlaması, İsrail ordusunun bu kuşatmalardan askeri olarak geri çekilmesi, sınır kapılarının açılması, kendi kendilerini yöneten ve kendi istihkakları olan gerek ticaretten gerek uluslararası düzeyde ve BM’den gelen desteklerin direk Filistinlilere geçmesi, kendi ürünlerini istedikleri ülkeye pazarlayabilmeleri, bu utanç duvarlarının ve aradaki koridorların en azından açılması, liman ve havaalanının açılması gibi… Geçiş Koridorları çok önemli ama ne yazık ki tümü İsrail polisinin denetiminde. Yani İsrail’de çalışmaya giden işçiler dahil her gün o kontrolden geçmek zorundalar. Yalnız başlarına gitme şansları yok. Belirli kapılar var o kapıdan geçmek zorundalar. Kendilerine verilen hüviyetler, kimlikler var. Bu kimlikler her bölgeye farklı renkte, hiçbir kimlik diğer bölgede geçerli değil. Yani tam bir zindan hayatı yaşanıyor. Dolayısıyla şimdi bu barış görüşmelerinde belki en önemli olabilecek, belki demokratik diyebileceğimiz taleplerden başlamış durumdalar. Ama buna dahi İsrail olur vermiyor, hâlâ diretiyor. En önemli taleplerinden bir tanesi bu yeni Yahudi yerleşim yerlerinin, yerleşim alanlarının durdurulması ve kimilerinin kaldırılması. Çünkü İsrail; Filistin, Ramallah ya da Batı Şeria’nın sınırları içerisinde, Gazze’nin sınırları içerisinde gelip siteler, yerleşim alanları oluşturuyor ve yeni yerleşimciler de kendilerini korumak adına Filistinlilerle çatışıyorlar. İsrail bunu bile durdurmuyor ancak baskı ABD ve diğer batı ülkeleri tarafından sürekli olarak Filistinlilere yapılıyor.

Fraksiyon – 3. İntifada’ya dair duyduklarımız var. Böyle bir çağrı var mı?

Bereket Kar – Bu saldırılar sonrasında doğan tepkilerden kaynaklı olarak intifada söylentileri tabi epey dolaştı. Beklentilerde var aslında. Filistin halkının şu andaki tepkisi, öfkesi her ne kadar geçmişte yaşanan 1. ve 2. İntifada şeklinde örgütlü olmasa bile İntifada’ya yakın bir ruh hali var toplumda. İnsanlar öfkelerini farklı biçimlerde dile getiriyorlar. Günübirlik sokak hareketleri, etkinlikler, eylemlilikler devam ediyor. Tabi ki daha da çok istedikleri de uluslararası düzeyde Filistin davasına gönül vermiş kişilerin desteği. Kendi içlerinde şu anda bütün Filistin’i içine alan hâlâ örgütlü bir intifada yok. Ama bunun olmayacağı da kesin değil. Bu savaşın ilerlemesine bağlı olarak gerçekleşebilir. Şu anda İsrail ağırlıklı olarak Gazze’yi hedefliyor ve bu parçayı hem insan bazında hem güç-askeri olarak bütün yönleriyle Batı Şeria’dan soyutlamaya çalışıyor. Batı Şeria’nın şu anda dayanışması daha çok ön planda. Yani bütün Filistin topraklarında hâlâ örgütlü bir intifada söz konusu değil.

Fraksiyon – Dünyanın geri kalanı açık ya da kapalı şekilde İsrail’e desteği sürdürüyor mu? Türkiye’nin konumlanışı nasıl?

Bereket Kar – Tüm batılı emperyalist güçler İsrail’e destek sunmaya devam ediyor ve de bundan vazgeçmeleri çok zor. Çok şiddetli çatışmalar sürmeye devam ediyor, Suriye’de yüz binlerce insan öldü, milyonlarcası göç ettirildi. Şu anda Şengal’de Hristiyanlar, Ezidiler, Kobani’de Kürtler on binlercesi öldürülmesine rağmen hiçbir Avrupa ülkesinin kılı kıpırdamadı. Fakat bir insan kaçırılıp öldürüldüğü zaman -ki bunu hiçbir örgüt çıkıp sahiplenmedi- bunu siyasileştirip bütün Avrupa’yı arkalarına alarak saldırı gerçekleştirdiler. ABD de çıkıp rahatlıkla (Obama, Kerry) “İsrail’in kendini koruma hakkı vardır ve dolayısıyla bu saldırılar meşrudur” diyebiliyor. Bu açıklamaların ardından diğer batı ülkelerinin bir şey yapması beklenemez. Ne yazık ki halk bazında da istenilen tepki gösterilemiyor. Bu açıdan bildiğiniz gibi Türkiye geçmişte Marmara Gemisi’ndeki gibi sesini yükseltti. Açıklamaların ardı arkası kesilmedi Türkiye’de. Fakat bu da çok iki yüzlü bir tutum. Hükümet Filistin halkı için kardeşimiz diyor ama sadece siyasal anlamda anlaştığı Hamas ile bu dayanışmayı gerçekleştiriyor. Filistin’in bütünüyle böyle bir dayanışma yok. Filistin’in gerek 48 öncesi gerek 67 sonrası işgal topraklarında gerekse yeni yerleşim birimlerine dönük hiçbir ciddi itirazı yok. Tek söyledikleri şu anda Gazze etrafındaki kuşatmanın kaldırılması. Bu zaten Marmara’dan bu yana sürekli dillendirdikleri bir olay. İsrail’de bunu kaldırmıyor da peki buna karşın Türkiye hükümeti siyaset-diplomasinin haricinde askeri, ekonomik, ticari, turizm alanında bir adım atıyor mu? Yani İsrail’i gerçekten köşeye sıkıştıracak, İsrail’e en azından örnek olabilecek tek bir adımın var mı? İsrail ile olan ticaret hacminin geçmiş yıllara nazaran üç kat arttığı verilerle tespit edilmiş durumda. Şimdi bunların olduğu bir süreçte T.C’nin İsrail’e karşı dil uzatması, eleştirmesi bir anlam ifade etmiyor. Ve bunlar sık sık aynı şekilde tekrarlandığı için İsrail de bunları ciddiye almıyor.

 

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr

Leave a Comment