Bereket Kar ile Söyleşi 3. Bölüm: IŞİD

Bereket Kar ile Söyleşi 3. Bölüm: IŞİD

Bereket Kar | Rojava’nın, PKK’nin ve peşmergelerin ortak bir koordinasyonunun oluşumuna doğru gidiliyor. Aslında bu, Barzani’nin Kürtler tarafından ablukaya alınmasıyla gerçekleşti. Ben, Barzani’nin geçmişte aldığı tutumu alamayacağını düşünüyorum.

Displaced people from the minority Yazidi sect, fleeing violence from forces loyal to the Islamic State in Sinjar town, walk towards the Syrian border, on the outskirts of Sinjar mountain, near the Syrian border town of Elierbeh of Al-Hasakah Governorate
Bereket Kar ile Söyleşi 3. Bölüm: IŞİD

Bereket Kar ile yaptığımız söyleşilerin 3. bölümünde başta IŞİD olmak üzere Irak ve Suriye’deki gelişmeleri konuşuyoruz.

Fraksiyon – Gazze’de yaşananlar ile Rojava ve Irak’ta yaşanan çatışmaların aynı döneme gelmesi bir tesadüf mü? Yoksa ortadoğuya dair yeni planlar, şekillendirmeler mi söz konusu?

Ben bunların birbirinden bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Yani aynı zaman sürecinde bu saldırıların gerçekleşmiş olmasının birçok hedefi, birçok mesajı var. Şimdi ben IŞİD’i BOP’un yakalanmış yeni bir öznesi olarak sayıyorum. Bunu bizzat siz de duymuşsunuzdur Hilary Clinton’un anıları kitabında, IŞİD kadrolarının İsrail’de eğitildiği açıkça itiraf edilmiştir.

Fraksiyon – ABD istihbaratının eski bir çalışanı olan Edward Snowden da açıklama yaptı. IŞİD’i üç istihbarat teşkilatı kurdu, IŞİD MOSSAD’dan eğitim aldı diye belirtti.

IŞİD’in Ürdün’de eğitildiği biliniyor. Bu aslında Afganistan’daki olayın tekrarıdır tamamiyle. ABD’nin oradan ders alarak bunu yaptığı görünüyor. Yani çok gizli bir biçimde, başka istihbarat örgütlerine yaptırıyor. Durum çok açık ve net olarak ortaya çıktı. IŞİD’in böyle bir gücü yok. IŞİD’in parlatılmasıyla Nusra’nın, El-Kaide’nin gölgelenmesinin altında yatan temel neden budur. Var olan desteklerin, güçlerin parça parça çete örgütlerine dağılmaktansa bir örgütte toplanılması ve güçlendirilmesi ve o örgütün bir sopa olarak diğerlerini, yönetimleri terbiye etme hedefiyle kullanılmasının çok doğru olduğunu gördüler.

Fraksiyon – IŞİD ne oldu da birden ortaya çıkıverdi? ÖSO, El Nusra gibi oluşumlara ne oldu? İsimlerini neredeyse hiç duymaz olduk.

Bereket Kar – Bu örgütlerin hepsi Suriye’de hâlâ var. Fakat hiç beklenmeyen bir anda IŞİD’in Amerikan pikaplarıyla ve hepsi kurulu ağır silahlarla bir gecede 2 milyonu aşkın nüfuslu bir şehri bütün askeri güçleriyle, devlet yapısıyla ve kurumlarıyla ele geçirmesi söz konusu oldu. Herhangi bir yerdeki köyünüzü, evinizi internetten gördüğünüz bir zamanda ABD’nin ve diğer istihbarat güçlerinin -hele hele sınır boyunda ABD’nin, Almanya’nın, Fransa’nın yerleştirdiği radarların olduğu bir yerde- bunları görmemesi, bilmemesi mümkün değil.

Fraksiyon – IŞİD neden Suriye’den Irak’a geçti? Suriye’nin tamamını IŞİD ele geçirdi mi?

Bereket Kar – Evet IŞİD’i Suriye’de hâlâ işgal ettiği bölgeler var. Başta Rakka olmak üzere bazı yerler işgal altında. Derezor kentinin dörtte üçünü işgal etmiş durumdalar. Şam’ın kırsalını, Halep’in yarısını ve kırsalını işgal ettiği ve Rojava’da Kürtlerle savaştığı bir sırada kalkıp Irak’a gidip yeni bir işgal hareketi yapması çok düşündürücüydü. Ama durum çok açık ve her yönüyle sırıtıyor. Bu hareket tamamiyle ABD güdümlüdür ve Ürdün’de yapılan bir zirvenin sonucunda alınan bir kararla oluşturulmuştur. Bu zirvede Katar, Suudi Arabistan, Türkiye, Fransa, ABD ve İngiltere yer almıştır.

Fraksiyon – Anaakım medyada, televizyon kanallarında ABD’nin IŞİD’i Erbil’e yaklaştığı sırada hava saldırısıyla vurduğuna dair haberler alıyoruz.

Bereket Kar – ABD’nin IŞİD’e karşı belirli hava saldırıları yaptığı doğrudur ama oraya taşıdığı bir gücü, ABD bitirmeyi asla hedeflemeyecektir. İkincisi bunlar göstermelik vuruşlardır. Bütün askeri stratejide herkes bilir ki sadece hava saldırılarıyla, şimdi İsrail’de olduğu gibi, bir zafer elde etmenin şansı yoktur. Bunlar göstermeliktir ve Barzani’ye bir destek anlamındadır. Ama aynı zamanda Türkiye’ye de ciddi bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Bu uçakların kalkışlarının Türkiye üslerinden değil de Amerikan gemilerinden olması Türkiye’ye çok ciddi bir mesaj oluşturuyor. ABD Türkiye’ye açıkça şunu söyledi. “Sen bu petrolleri burada Barzani’yle götüremezsin, satışını sağlayamazsın.” “Musul-Kerkük tarihsel olayını unut.” “Oradaki Türkmenleri unut.” “Kerkük’ün statüsünü unut.” Bu mesajların tümü Türkiye’ydi. “IŞİD benim denetimim altında.” “Senin rehinelerin aynı zamanda IŞİD’in elinde.” “Ve ben olmadan sen burada bir şekilde hareket edemezsin.” Bu mesajları Erdoğan’aydı. Diğer bir taraftan İran’ın rızasını alarak Maliki’yi artık değiştirmesi gerekiyordu. Çünkü Maliki’nin varlığında merkezi bir Irak olamaz. Kürtler devlet ilan ediyorlar. Ve aslında Barzani’ye devlet ilan etme meselesini bilinçli söylettiler. İsrail hemen atladı destek veriyoruz dedi. Şimdi tüm bunlar belirli bir projenin ikame edilmesiyle ilgili. Sünniler meselesi orada ve bizzat Sünnileri mağdur eden ABD, 2003 savaşıyla Saddam’ı yıktı ve şu anda Sünnilere bir nevi daha şirin görünmeye çalışıyor. Ve “sizi mağdur ettik ama size yeniden bir statü tanıyacağız” mesajı da var bunun içerisinde ve bunu yapacaklar bence. Orada ayrı bir devlet veya özerk bir bölge oluşabilir. Şu anda zaten Maliki’nin çekilmesinden sonra Kürt, Arap, Şii, Sünni birlikleri cumhurbaşkanı seçti. Hükümet şu anda kurulmak üzere. Bu hükümette Sünnilere de yer verilecek ve Sünni bölgesini zaten IŞİD’in de yoğunluklu olarak, ağırlıklı olarak kaldığı bölgeler.

Fraksiyon – Peki bundan sonra ne olur sizce? IŞİD Irak’ta kalmaya devam eder mi sizce?

Bereket Kar – Bu aşamadan sonra IŞİD büyük oranda Suriye’ye yeniden çekilir diye düşünüyorum. Fakat burada şu ana kadar bölge genelinde çok hesaba katılmayan Kürt faktörü var. Bu Barzani açısından hesaba katılmıştı ama PKK ve YPG açısından bu derece katılmamıştı. PKK Talabani’yi de yanına çekerek Barzani’yi gerçekten zorladı. Hem Güney Kürdistan’da hem de Suriye’de PKK’nin Kandil’den inmesi ciddi bir sorun oluşturmuştur. Eğer bunu ciddi bir ittifakla sonuna kadar sağlayabilirlerse bence bu projelerin bir kısmı gene buharlaşacak. Tabii ki ABD genel açısından istediklerini hayata geçiriyor. Ama bir sınır değişikliğini bu koşullarda beklemek biraz erken diye düşünüyorum. Yani bu 1916 Sykes Picott antlaşmasıyla çizilen bu sınırların bu süreçte değişmesi pek olası gözükmüyor. Bu çok ciddi karışıklıklara yol açar. İran’ın rızası olmadan asla böyle bir şey olmaz. Irak’ta da Suriye’de de bir tasfiyeye gidecekler. IŞİD’i dayatacaklar. Çünkü IŞİD artık sadece dışarıdan gelen bir güç olarak değil, – çoğu insan böyle tarif etmeye çalışıyor, bu doğru değil – IŞİD bizzat Irak’ın içerisinden Iraklı insanların ciddi bir şekilde katıldığı, örgütlendiği bir örgüt. Öte yandan Suriyelilerin de çok ciddi katlım sağladığı bir örgüt durumunda.

Fraksiyon – IŞİD’e Türkiye’den de katılım söz konusu değil mi?

Bereket Kar – Şu anda bu olaylar aslında Yemen’den Libya’ya kadar bölgenin bütününü de içine almış durumda. Lübnan şu anda sırada. Bu müdahalelerden sonra ben Lübnan ile oynanabileceğini düşünüyorum ve Lübnan’da patlak verecek bir savaş aslında bölgenin bütününe yayılabilir. Lokalize etmeleri son derece güç. Çünkü İran faktörü var, Suriye faktörü var, Filistinliler var. Dolayısıyla bunlar bölgenin değişik ülkelerinden oldukları için bu bölgenin tamamını ilgilendirecek. Türkiye başından beri sürdürdüğü düşmanca politika -IŞİD’i ve diğerlerini destekleme politikası- nedeniyle şu anda bile bir taraftır. Ve bu savaş ve gelişmeler bölgede bu sefer Türkiye’yi teğet geçmeyecektir. Çünkü IŞİD hücreleri Türkiye’nin dört bir yanında şu anda mevcuttur, kuruludur. Bakın Suriye muhalif güçlerinden İstanbul’da konumlanmış, şimdi Fransa’ya göç eden birinin yaptığı açıklamaya göre geçen iki ay içerisinde dışarıdan ABD’nin, Avrupa’nın ve körfez ülkelerini sağladığı destekle 500 milyon dolarlık silah Türkiye’ye girdi. Bunların bir kısmı Suriye’ye gönderildi ve IŞİD’in eline geçti. Bunun üzerine ABD frene bastı. Bu olmaz dedi. Çünkü bunu zaten istihbarat örgütleri taşıyor. Olmaz diyip durdurdular. Fakat güya, Suriye muhalefetinin denetiminde olan bu silahlar bir ay içerisinde Türkiye’de satılıyor ve nereye gittiğini kimse bilmiyor. Bundan kaynaklı olarak adam isyan ederek istifa etti ve Türkiye’yi terk etti.  Bu adam muhalefetin en üst komisyonun içerisinde bir şahıstı. Bunlar sadece dışarı sızan şeyler. Türkiye’de bunlar istedikleri zaman eylemlere girebilecekler diye düşünüyorum. Ve aslında şu anda Türkiye’de bir nevi yeni bir ırkçılık politikası, anlayışı gelişiyor. Ve her gün, bir kentte patlak veriyor ve insanlar, Suriyeli sığınmacılara ya da mülteci düşmanlığı şeklinde tezahür ediyor. Çok tehlikeli bir gelişim. Bunun altında başka şeyler yatıyor. Bunlar gelişecek Türkiye’de. Bunun geliştiği oranda Türkiye’de IŞİD ya da diğer islami örgütlerin hareketlenmesi mutlaka gündeme gelir.

Fraksiyon – Türkiye’den IŞİD’e katılanların geri dönüp eylem hazırlığı içerisine girmesi de olasılıklar dahilinde değil mi?

Bereket Kar – Türkiye’den binlerce insanın gidip eğitim gördüğü, bu insanların bir üyesi olduğunu zaten biliyoruz. Daha önce bu tür gerici örgütler her zaman devletin kullandığı yapılanmalar oldular. Bu defa çok daha geniş bir şekilde cereyan edebilir. Yönetimin bu olaylara çok ses çıkarmaması aslında bir darboğazın içerisinde olduklarını gösteriyor. Suriyelileri kendileri koruma adına çağırdı. Ama bunların mültecilik statüsü yok. Bu kadar göçmen sadece sığınma statüsüyle kalıyor. Şu anda sayıları iki milyona dayanmış durumda. Bunu Türkiye’nin kaldırması o kadar kolay değil. Bu insanlar nerede, nasıl çalışacak? Yiyecek, içecek, eğitim, sağlık ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Bu hizmetin verildiği sayı iki yüz bini aşmıyor. Geri kalan kısım ne olacak? Geri kalan kısım denetim dışı. BM’nin örgütleri bile hâlâ bunları kayıt altına almaya çalışıyorlar ama başaramıyorlar. Çünkü her gün yeni binlerce insan katılıyor. Şimdi Iraktan da bu katılım olunca iş tamamiyle çığırından çıkmış durumda. Sınırlar kevgire dönmüş durumda. Düşünün ki IŞİD’in elinde olan petrol bugün Türkiye’nin ordusuna ve diğer fabrikalarına satılıyor. IŞİD’in Türkiye’ye dayattığı önemli sorunlardan bir tanesi bu. Yani açıkça “sen bu sınırları kapatamazsın bana.” “Benimle yaptığın ticareti sürdüreceksin” “Benden satın aldığın petrolü almaya devam edeceksin” diyor. Antep sanayisinin yüzde yetmişi Suriye’den gelen petrolle çalışıyor. Hatay’da bile kış yakıtı olarak Suriye mazotu kullanılıyor. 2.5 liraya. Burada 4.5 liraya alacağına adam 2.5 liraya niye almasın ki? Ben Afyon’daki termal santrallerin Suriye’den gelen mazotla çalıştığını biliyorum. Bu kimin aklına gelir ki? Yani Afyon’daki termal sentrallerin sahipleri gidiyorlar oradan tankerlerle mazot çekiyor. Durum çok vahim gerçekten. Türkiye şimdi aslında bu mültecilerden kurtulma yollarını aramaya başladı. Bana sorarsanız bazı olaylar çıkartacaklar, kimileri bilinçli olarak çıkartılacak. Hatta bu daha da ilerletilecek. Bu insanların iltica etmesi şansı yoktur. Çünkü Türkiye böyle bir antlaşmaya hâlâ imza atmış değildir. Avrupa ülkeleri haricinde hiçbir vatandaşın Türkiye’de iltica olma şansı yok. Yani Türkiye’de çok daha ciddi problemlerle karşılaşacağız. Bugün Arap camiasının ve BM’nin aldığı kararlar var, ama bu kararları dinleyen yok. BM’nin son aldığı karar IŞİD’e destek sunan bütün ülkelere yaptırım uygulanması yönünde. Peki bunun uygulayıcısı kim? Takipçisi kim? Türkiye, Katar, Suudi Arabistan her türlü desteği sunuyor, peki bunları nasıl bir mekanizmayla yargılayacaksın?  Bunlar sadece ortama atılan açıklamalar. BM kendini bununla kurtarmaya çalışıyor. Bu süreç devam edecek. Bu süreç yakın bir tarihte bu savaşların, bu kargaşanın, bu kaosun Condalezza Rice’ın açıklamasıyla Ortadoğu’da ‘’yapıcı kaos’’ anlayışıyla, stratejisiyle çalışmalarını devam ettireceklerini gösteriyor. Ben uzun süreli olarak IŞİD’i kullanabileceklerini düşünüyorum. Zaman zaman bunu geri çekecekler, yer değiştirecekler. Nasıl Suriye’den şimdi Irak’a intikal ettirdilerse yarın öbür gün Lübnan’a da intikal ettirecekler.

Geçenlerde bir açıklama oldu Mısır’da. Mısır’daki Sina çöllerinde bir örgüt kendisini IŞİD olarak ilan etti ve bir açıklama yaptı. Yarın öbür gün bunun Türkiye’de yapılmaması için hiçbir neden yoktur. Türkiye’de bunun zemini zaten vardır. Bu yanıyla devlet ve yönetimlerin kendi başlarına yapabilecekleri hiçbir şey yok. Çünkü hepsi bağımlı ülkeler. IŞİD’in mesela Suudi Arabistan’a bir tehdit yapmasının ardından – Kabe’yi başınıza yıkacağız – 40 bin asker Irak sınırına indirildi. Yani bunlar yaptıklarının bedelini sırasıyla ödeyecekler. Tabii bedeli asıl ödeyen halkları olacak.

Fraksiyon – Kobani’ye Türkiye’den de katılım oldu ve çatışmalar çok şiddetli olarak orada da sürüyor. Ankara’dan,, İzmir’den gidenler var. Kürdistan haricinde birçok yerden giden de var. Oradaki çatışmaların seyri ne olacak? IŞİD bir anlamda Rojava’da, Irak’ta Kürtlere bir çevreleme mi yapıyor?

Bereket Kar – Rojava’nın, PKK’nin ve peşmergelerin ortak bir koordinasyonunun oluşumuna doğru gidiliyor. Aslında bu, Barzani’nin Kürtler tarafından ablukaya alınmasıyla gerçekleşti. Ben, Barzani’nin geçmişte aldığı tutumu alamayacağını düşünüyorum. Ne Suriye Kürtlerine karşı ne PKK’ye karşı. Bunlarla uzlaşmak zorunda. En azından bir dönem. Bu IŞİD saldırısı karşısında kalkıp ABD ile taraf tutma ya da IŞİD ile taraf tutma gibi bir şansı yok. Bu bir kere bitmiştir. Bu Kürtlere ciddi bir şans olarak dönüyor ve ben Kürtlerin ortak hareket edişinin IŞİD’i zorlayacağını düşünüyorum. Artı Irak’ta oluşan merkezi hükümet ile birlikte Kürtlerin, Arapların ve Sünni Kürt ve Şiilerin ortak hareketi başladı ve Musul barajının geri alınması bu sayede gerçekleşti. Dolayısıyla bu başka ülkelere de intikal edebilir. ABD’nin IŞİD’i orada sonuna kadar destekleme diye bir şeyi olmaz. Kürtleri asıl sıkıştıracak durum Türkiye’dir. Yani Türkiye tarafıdır. Türkiye eğer ileride IŞİD tarafından fiili bir müdahaleye zorlanırsa bu aynı zamanda Kürtlere müdahale olarak da gerçekleşebilir. Ama bu da Türkiye’yi çok zor bir duruma sokar. Çünkü bir çatışmasızlık süreci içerisinde asla bunu sürdürme şansı gözükmüyor. Alan çok genişledi ve Kürtlerin bölgenin bütününde bir güç olarak ortaya çıkması gerek ABD gerek diğer ülkeler açısından, petrol açısından hesaba katılan bir faktör. Bunu dikkate almak zorundalar. Kürtlerin şu anda bölge halkları açısından bu direnişleri, IŞİD ile çatışmaları son derece şanslı bir durum olarak görüyorum. Bununla Arapların ve diğer bütün azınlıkların aslında dayanışma içerisine girmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Değilse bakın IŞİD’in şu anda Antep’in Öncüpınar sınır kapısına yakın Azez’i ele geçirmeye yaklaştı. Onu ele geçirdiği zaman Afrin bölgesini kuşatıyor. Ve Afrin bölgesinin düşmesi demek Hatay’ın bütünün düşmesi anlamına geliyor. Yani orada IŞİD istediği zaman hataya yayılma ve özellikle hedefe koyduğu alevi kesimle hesaplaşma içine girme “şansına” sahip. Lazkiye’den daha önce giremedi ama buradan girebilir. Devlet var bir şey olmaz diyenler olacaktır elbet. Devletin ne kadarını koruyabileceğini bugüne kadarki uygulamalarından gördük. Geçen bir arayışta 310 büyük kalın petrol borusu keşfediyor jandarma Hatay’ın sınırlarında. Bu borular Suriye sınırlarından Hatay sınırlarına petrol akıtıyor. Ben geçen televizyonda da sordum: Bunu arayıp ortaya çıkartan devlet bunlar kurulurken neredeydi? Sınırdan sınıra topraktan toprağa kilometrelerce uzunlukta borular bunlar. Suriye tarafından pompalanıyor, Türkiye tarafından tankerler dolduruyor. Bunun daha ortaya çıkanı 310’u. Binlercesi vardır muhtemelen. Düşünebiliyor musunuz? Burada güya egemen bir devlet var ve bu devlet sınırlarını koruyor. Kime inandırabilirsiniz?

Irakta Türkmenler de isyanda şu anda ve bu özellikle yansıtılmıyor. Ama çıkıp açıklama yapmak zorunda kalıyorlar. Açıklama yapılması demek, orada dolapların döndüğü anlamına geliyor. Buna açıklık getirmeye çalışıyorlar. Suriye’nin de tutumu çok önemli. Geçenlerde Suriye uçakları Rakka kentini vurdu. Bu IŞİD’in esas olarak konuşlandığı kent. Uçaklar 14 sorti yapmış peşpeşe. Buradan ne elde etti bilemem. Bunlar Halep kırsalında ilerlemeye devam etti. Yani bu hat Musul’a kadar uzandığı için Derezor, Haseki, Kobani ve Afrin’e kadar resmen bu başlı başına bir coğrafya. “İslam devleti” coğrafyası. Bu coğrafyaya düşünün Türkiye gibi bir ülke hâlâ ses çıkartmıyor. Dış ilişkiler bakanının gazetecinin sorusuna verdiği cevabı hatırlarsanız. IŞİD bir terör örgütü müdür sorusuna. “Hayır” diyor. O “yüzde 12lik bir iktidar azınlığına duyulan bir tepki hareketidir.” Bu cevap kendi içinde ne kadar çok tehlikeli şey taşıyor?

Fraksiyon – Peki şu anda Esad’ın gücü ne durumda?

Bereket Kar – Esad’ın gücü şu anda kentlerde var. Kentler devletin elinde. Ancak kırsal kesimler hâlâ güvenli değil. Mesela Şam şehri tamamiyle kendi denetimlerinde ve buna rağmen gittiğiniz zaman yattığınız yerde, evlerinizde bomba sesleri duyabiliyorsunuz. Zaman zaman havan topları düşüyor şehrin değişik yerlerine, ancak insanlar umursamıyorlar. Öyle bir kanıksama var ki. Hastane sırasında, bankamatikte, her yerde insanlar normal yaşamına devam ediyor. Diğer yandan, tam bir savaş hali var aslında. Ama insanlar umursamıyorlar artık. Bu üç yıldır yaşanıyor. Şimdi son dönemlerde IŞİD’in dışındaki güçlerle uzlaşmalar söz konusu.  Şam’ın bu kırsal kesimlerine yakın, varoşlar diyebileceğimiz semtlerinde uzlaşmalar var. Suriye özgürlük ordusu, Nusra, bir kısım İslam ordusu ve farklı tugaylar ile uzlaşmalar oluyor. Tamam biz silah bırakırız ama bizi orduya alın diyor bu gruplar. Suriye bunları almaya kalkarsa Suriye’nin yarıdan fazlasını alması lazım. Bunun imkânı yok. Suriye  “Tamam siz o bölgeyi kontrol etmeye devam edin. Ağır silahlarınızı teslim edin. Hafif silahlarınızla o bölgenin iktidarı olun.” demek zorunda kaldı Birçok yerde böyle antlaşmalar var.

Rakka, Derezor ve Halep’in yarısı haricinde kentlerin hepsi devletin elinde. Şehirlerarası yollar Lazkiye-Humus-Şam-Hama yolları devlet kontrolü altında. Halep’e ulaşım henüz kurulamıyor. Birçok yerde havaalanları çalışmıyor. Bölünmüş parçalanmış ama bu koşullara uyum sağlayarak işleyen bir yapı, istikrarsız bir yapı söz konusu. Ne yazık ki devlet şu anda eski baas anlayışında devam ediyor. Askeri ve güvenlik çözümü dayatmaya devam ediyor. Suriye’de siyasal çözüm arayışını burada birçok siyasi güç var, parti var siyasal çözüm arayışını proje olarak sunan. Suriye bunlara hâlâ devlet olarak yeşil ışık yakmıyor. Hâlâ tutuklamalar devam ediyor. Bu gruplar siyasal islam güçlerine şiddetle karşılar. Her türlü dış müdahaleye karşılar. Bu işgallere karşılar. Ama devletin demokratikleştirilmesini istiyorlar. Eski Suriye ile devam edemezsiniz diyorlar. Biz de yer alacağız farklı güçler yer alacak. Hatta ılımlı islami güçler de yer alsın diyorlar.

Fraksiyon – Antiemperyalist tavırda ortaklaşma varken demokratik süreçlerde ortaklaşma yok diyebilir miyiz?

Bereket Kar – Suriye’nin rantını, iktidarını elinde tutan güçler var. İktidarın merkez güçleri bunlar. Bu merkez güçler, aslında Beşar’a izin vermemeye çalışıyor. Yani bu konuda izin vermiyor. Nereye kadar sürer bilmiyorum. Suriye devleti kuşatma altında. Dışişleri açıklamasına göre, devlete karşı mücadele eden 80 bin silahlı insan var. Bu güçleri nasıl tasfiye edeceksin. Kimle kiminle? Hizbullah’a dayanarak bunu yapmak mümkün değil. Hizbullah farklı bir strateji güdüyor. Hizbullah’ın stratejisi orada bir bariyer oluşturmak tehlikeyi daha Lübnan’a geçmeden engellemek. Barikatını Suriye’de kurmuş durumda haklı olarak.

 

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr

Leave a Comment