Devlet Hepimizi Ölümde Ve Sakatlıkta Eşitledi

Devlet Hepimizi Ölümde Ve Sakatlıkta Eşitledi

SERDAR UĞURLU | 20 cezaevine saldırı, 3 gün içinde 28 ölü, 237 yaralı… Fosfor bombaları, biber, portakal gazları… yıllarca süren açlık grevleri ve ölüm oruçları sonucu 120 den fazla ölü, binlerce fiziksel sakat, yüzlerce Wernicke Korsakoff…

Serdar Uğurlu

“İçinizdeki çocuğu öldürmeyin” diyor, gazetelerin pazar ekleri. Ama siz bizim çocukları hep öldürüyorsunuz! Sonra…onları unutuluşa gömmeyenleri cezaevlerine gömüyorsunuz. Hep bizim çocuklar ölüyor, en çok. Nedense ecel en az onlara uğruyor. Sonra diyorlar ki, “neden bu çocuklar tanrıya inanmıyor”. Cevap açık, tanrı pek de güvenilir değil…

Kış nede çok soğuk yapıyor, kemikleri donduruyor. Daha yeni iki çocuk öldü, Wan’da, soğuktan, evsizlikten…Daha 14 yıl oldu, Gölcük depreminin üzerinden geçen zaman. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı vardı, 505 kişi sakat kaldı.  Daha 3. Yılını doldurmadı Wan depremi; Resmi raporlara göre, 601 ölü, 4.152 yaralı…Sakatların adı bile yok, coğrafya Kürdistan’a yayıldıkça. “Onlar”, “oralarda” sakat kalmayı değil, en çok ölümü hak ederler… Sakatların adı ülkenin batısında da anılmaz oldu Haziran’dan sonra… Devlet eşitlik talebimize ses verdi. Hepimizi ölümde ve sakatlıkta eşitledi

Haziran, gururumuz, isyanımız, direnişimiz, ayaklanmamız. Ne güzel çocuklar tanıdık, sonra onları yitirdik! On binlerce yaralı, onlarca ölü, binlerce gözaltı. Ne güzel çocuklar tanıdık, kalbimizde yaşattığımız. Yüzlerce tutuklu…

Tutuklu, yüzlerce…
Tutuklu, hükümlü…

Haziran’ın sıcağında aldılar bizim çocukları. Temmuzun, ağustosun…ekimde okulları açıldı çoğunun. Gidemediler. Okula gitmemeleri değil de,  mevsim artık ayaz. Üşürler… Aralık ayazı… Lanetli.. Üstelik bizim çocuklar pek inanmazlar da tanrıya.

Sevmediklerinden değil, eşitlik için taraf olmadığından… Açlıktan, soğuktan, evsizlikten donarak ölen çocuklar yüzünden.  Aralık’tan dolayı, 19’dan, 2000’den dolayı… Tufan demiş efendiler tanrıya özenerekten. 20 cezaevinde tufan ilan etmişler.

Hani bizim Haziran’da alınıp F tiplerine gömülen çocuklarımızın olacağını bilerek. Evet bir kahin gibi biliyorlardı. Bizim çocukların elbet ayaklanacağını bilerek. Evet bir kahin gibi biliyorlardı. Yalnız kalmasınlar, devletin efendileri onlara saldırmasın, yarınsız, okulsuz, işsiz kalmasınlar diye direndikleri cezaevlerinde… Koçaklamaları sevmem, hem de hiç, ama 1500’den fazla insan, güzel insanlar onlar, ölüm orucuna, süresiz açlık grevine gittiler. Öleceklerini bile bile… Evet bir kahin gibi biliyorlardı. Bizim Haziran’ımızı yarattıklarını biliyorlardı… Üstelik hiçbiri kahin falan değildi. Sadece biliyorlardı ki bu devlet zalimdir, insafsızdır. Allahsızdır.

Biliyorlardı ki kapitalizm boktan bir sistemdir… size varlık içinde yokluk yaşatır. Sizi on binlerce boş evin olduğu bir ülkede evsiz bırakır. Okula gitmesi gereken çocuğunuzu kış ortasında soğuktan öldürür, açlıktan öldürür.  Sevdiklerinin dibinde olası çocukları dağda çatışmaya gönderir. Ne Türk çocukları, ne Kürt çocukları, ne Arap, ne Boşnak, ne Çerkez çocukları umurunda değildir.

Sizin “ne mutlu Türk” olmanızla değil, ne aptal ve sessiz Türk olmanızla ilgilenir. Sizin “anadilinde konuşan Kürt” olmanız umurunda bile değildir, işbirlikçi, sermayedar Kürde her zaman yeri boldur… Bu devlet… tıpkı diğer kapitalist devletler gibi sizin kimden yana olduğunuzla ilgilenir; ezenlerden, kapitalistlerden, burjuvalardan mı tarafsınız- ezilenlerden, işçilerden, emekçilerden, işsizlerden mi tarafsınız?  Yoksa ne Türk, ne Kürt, ne Boşnak, ne Arap olman…

20 cezaevine saldırı, 3 gün içinde 28 ölü, 237 yaralı… Fosfor bombaları, biber, portakal gazları… yıllarca süren açlık grevleri ve ölüm oruçları sonucu 120 den fazla ölü, binlerce fiziksel sakat, yüzlerce Wernicke Korsakoff…

Wernicke Korsakoff

Wernicke Korsakoff

Unutmaya direnenlerin alabileceği en büyük ceza… Hayatta kalmanın cezası. Sahi zombileri bilir misiniz? Direnişin ne demek olduğunu, biraz geçte olsa hepimiz yeniden tanıdık şükür! Buna direnenleri… Wernicke Korsakoff ölümün açlıktan değil, unutuluştan geldiğini bilenlerin hastalığı… Devlet pis.. Anlatması yetersiz… Ölüme sürükleyen baş adamına, bu pisliğin ödülünü veriyor… Tanrılığa soyunuyor ve yeni Azrail’leri teşvik ediyor; Ali Suat Ertosun; Operasyon sırasında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü; “Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendiriliyor… Üstün, hizmet…

Gezi Haziranı’nın amirleri gibi… Dersim’i bombalayanlar gibi.

Roboski gibi. Hrant gibi, Ethem gibi…

HATIRLIYORUZ,BİLİYORUZ…
BİL…
HATIRLA.
UNUTMA.

HAZİRAN’DA ÇOCUKLARIMIZI MERMİLERLE,
WAN’DA SOĞUKTAN ÖLDÜRENLER,
GÖLCÜK DEPREMİNDE ÖLÜME TERK EDENLERLE,
19 ARALIK’TA CEZAEVLERİNDE ATEŞLER İÇİNDE KATLEDENLER

AYNI, HEP AYNI…

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr

Leave a Comment