“Ya barbarlık içinde çöküş, ya sosyalizm” – BDSP/Manisa Temsilcisi Doğu Cem Gümüş ile Söyleşi

“Ya barbarlık içinde çöküş, ya sosyalizm” – BDSP/Manisa Temsilcisi Doğu Cem Gümüş ile Söyleşi

DOĞU CEM GÜMÜŞ | “İşçi sınıfının ve emekçilerin yürüteceği son savaşa kadar bu tür kıyımlar yaşanmaya devam edecek. Ama ne zamanki işçi sınıfı tarih sahnesine çıkacak ve var gücüyle bu asalakların başını ezecek, o zaman gerçek barıştan, özgürlükten, adaletten, demokrasiden konuşabiliriz…”

1 Kasım Genel Seçimleri’nin ardından siyasi parti temsilcileri, kurumları ve akademisyenler seçim sonrası için beklentilerini ve tahayyüllerini Fraksiyon.org’a anlatıyor.

Seçimlerin ardından Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu Manisa Temsilcisi Doğu Cem Gümüş ile yaptığımız kısa söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz:

Fraksiyon.org: Devlet terörünün her gün canlarımızı aldığı, AKP içerisindeki krizlerin iyice derinleştiği, “dış” politikanın hareketli olduğu günlerde, seçmene diktatörlüğe evet demek için bir “şans” daha verildi. Seçimin güvenirliğine şerh koyarak, gördük ki içe dönük yaratılan katliam bağlamı ve dışa dönük yaratılan mülteci tehdidi 7 Haziran sonuçlarını iktidarın lehine döndürmesiyle sonuçlandı. Sizce seçim sonrasına girdiğimiz bu süreçte bizi nasıl günler bekliyor?

Seçim sürecine Türkiye’de yaşanan gerilimler, yönetim krizi ve aynı zamanda dünyada ciddi toplumsal uyanışlar ve mücadelelerle girdik. AKP ve temsil ettiği sınıfların gazabı tüm şaibelere rağmen % 49’luk bir oranla tek başına iktidar olmayı başardı. Tabi bu tablonun sosyolojik tahlilini yapabilecek durumda değiliz. Ama dünyada şimdiye kadar ki benzer örnekler de aynı toplumsal davranışları sergilediğini biliyoruz.

Bu tablo ile birlikte önümüzdeki süreçle ilgili olarak, AKP’nin tek başına iktidarı ile; sosyal ve ekonomik alanlar, iyiden iyi tahrip edilecek, Kürt halkının üzerindeki baskı ve imha politikaları arttırılacak, işçi ve emekçiler yoksullukla terbiye edilecek ve Türkiye gıdım gıdım Ortadoğu’da kanlı bir savaşa doğru sürüklenecek demek; kâhinlik olmayacaktır.

Ama bu olumsuzlukların yanı sıra işçi sınıfı ve emekçilerin her geçen gün büyüyen mücadele eğilimini ve arayışını unutmamak gerek. İki bin yirmilere belki çok daha ciddi toplumsal uyanışlaralar ve mücadelelerle, zaferlerle gireceğiz.

Bu topraklarda Gezi direnişinin ve Bursa metal fırtınasının gösterdiği bir şey var. Artık toplumsal birikme ve öfke gediği bulduğu anda, tüm manipülasyonlara rağmen ortak bir karakterde, toplumsal bir boyut kazanıyor. Ortaya çıkan mücadelenin dinamikleri ve hareket karakteri ise tamamen fiili meşru bir biçimde açığa çıkıyor. Kaldıki %49 un çok büyük bir kısmının seçim sonrasında beklediği sosyal ve iktisadi iyleşme ortaya çıkmayınca, dünya daki mevcut ekonomik kriz gerçekliği içinde çıkamayınca, emekçilerin yeniden arayışlarını sokağa, grev ve direnişlere yansıtması kaçınılmaz olacak. Yani aslında bol mücadeleli, zaferlerin ve yenilgilerin yaşanacağı bir döneme giriyoruz bence.

Fraksiyon.org: Önümüzdeki dönemde seçim öncesi AKP bloğundaki kırılmaların artmasını bekliyor musunuz?

AKP’deki kırılmanın birden çok dinamiği var. Ama asıl kırılma ya da Erdoğan AKP’sinden uzaklaşma eğilimi Erdoğan’ın saraydan alaşağı edileceği ihtimalinden ileri geliyordu. Nitekim kırılmanın tarafları ideolojik bir ayrım tarif etmiyorlardı. Aslında burjuvazinin ve kendilerinin kaygılarını ve korkularını ifade ediyorladır. Dahası bu birazda AKP’ye emperyalist güçler tarafından “dikkat et” sinyali olarak ta algılanabilinir. Öte taraftan burjuvazi açısından bazı ciddi siyasi ve iktisadi kaygılar sıkça tarif edildi ve hala bu yönlü endişeler mevcut. Ama yeni dönemde AKP’de ciddi bir kırılma olacaksa da, bu birçok dinamiğe ek olarak ama daha da belirleyici olan burjuvazinin yönetim tercihlerinden ve operasyonlarından doğru yaşanacaktır.

Fraksiyon.org: Toplumsal muhalefet kendi gündemlerini yaratabilmek için uygun araçlara sahip mi?

Aslında sahip; hepte sahipti. Kitleler, hangi dönemde olursa olsun hareketi örgütleyecekleri araçları yaratmış ve yaratmaya da devam ediyor. Aynı itilimle mücadeleye giren binler, benzer tepkiler ve benzer araçları kullanıyor. Bu dünyanın her yerinde aynı. Doğal olarak Türkiye’de de toplumsal muhalefet yeniden, daha güçlü bir şekilde açığa çıktığında hem kendi deneyiminden hem de doğal reflekslerinden ötürü ne yapacağını bilecektir.

Burada sorun hareket açığa çıktıktan sonra hareketin önüne geçen öncülerin bu hareketi nereye çevireceği sorusu aslında. Bu konuda da Gezi direnişi ve kitlelerin öncüsü olduğunu söyleyenlerin kitlelerin gerisine düşen pratikleri iyi bir örnek olacaktır.

Fraksiyon.org: Önce Suruç’ta ardında Ankara’da yaşadığımız katliamlar, Kürt coğrafyasında neredeyse her gün kaybedilen canlar. Bu dönemde nasıl bir politik hat üzerinden hayata müdahil olmayı planlıyorsunuz?

Aslında cevabını Marksist öğreti veriyor. Tarih sınıf savaşımları tarihidir derken Marks, kastedilen “savaşımın” sadece kitaplarda bir değim olsun diye değil bir gerçekliği, realiteyi ifade ediyordu. Bu gün de, dünde ve gelecekte de benzer katliamlar, kıyımlar ve savaşlar yaşanacak. Ezilenler başkaldırdıkça, hayır dedikçe egemenler tüm zor aygıtlarıyla saldıracaklar tabi. Bu bir savaş, ezenin ve ezilenin olduğu her yerde ve her tarihte yaşanmak zorunda. Burada sorun katledenin ve öldürenin tek taraflı olarak devlet/ezen olması sorunu.

İşçi sınıfının ve emekçilerin yürüteceği son savaşa kadar bu tür kıyımlar yaşanmaya devam edecek. Ama ne zamanki işçi sınıfı tarih sahnesine çıkacak ve var gücüyle bu asalakların başını ezecek, o zaman gerçek barıştan, özgürlükten, adaletten, demokrasiden konuşabiliriz. Ama o zamana kadar kapitalizmin içinde demokrasi aramak ve kapitalizmin gerçek yüzüyle yani faşizmle karşı karşıya kalınca şaşırmak, bu sistemin gerçekliğini görmemek olur.

Bugün bu katliamların gerçek faillerini yargılayacak ve cezalandıracak bir mahkeme, adalet yok. Sadece bu gün yaşananlar mı? Dersimler, Sivaslar, Çorumlar, 12 Eylüller, Ceza evler bu coğrafyanın onlarca yıllık tarihi katliamlarla dolu. Hangi katliam, hangi adaletsizlik bu sistem sınırları içerisinde cezalandırıldı. Her fırsatta başkaldırırsan seni ezerim, katlederim, işkence yaparım diyen bir sınıf iktidarı var karşımızda. Dün bu iktidarın yüzü başka idi, bu gün başka, ama hangi sınıfın çıkarına hizmet ettiği her tarihte çok açık değil mi?

Şimdi bu katliamlar ve kapitalizm gerçekliği içinde, ama biraz da demokrasi olsun demek, insanlar ölmesin demek, savaşlar olmasın demek ahmakça bir iyi niyet olmanın ötesine geçemez. O yüzden bizim işçi sınıfına ve emekçilere bu sistem içerisinde anlatacağımız bir çözüm yok. Bizim çözümümüz tüm bu katliamlarının anası olan kapitalizmi ortadan kaldırmak gerektiğini ve bunun için daha da fazla bedeli ödemeyi göze almak gerektiğini söylüyor. Bilinen ifadeyle “ya barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm”.

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr