“En önemli ihtiyaç toplumsal mücadele kesimlerinin birliğinin sağlanmasıdır.” – Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan İle Söyleşi

“En önemli ihtiyaç toplumsal mücadele kesimlerinin birliğinin sağlanmasıdır.” – Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan İle Söyleşi

SELMA GÜRKAN | Bugün AKP’nin saldırı ve savaş politikaları AKP’liler ile AKP’li olmayanlar arasında süren bir savaş değildir. Kuşkusuz AKP politik etkisini artırmak ve güçlendirmek için kutuplaşma siyasetini buradan yapmaktadır. Ancak işçi sınıfı, emekçi halk kitleleri ve Kürt Hareketi, Alevi hareketi, kadın ve çevre hareketi gibi demokrasi ve eşitlik talep eden mücadele güçleri açısından bu kutuplaşmayı başka bir düzeyde kurmak; ezen-ezilen ilişkisi bakımından derinleştirmek, ezilen tarafı güçlendirecek bir politik zeminde mücadeleyi sürdürmek önemlidir.

1 Kasım’da yeni bir genel seçimle daha karşı karşıyayız. Seçimle bambaşka, güzel günlere sıçrayacağımızı ummuyoruz. Ama 1 Kasım’ın da tarihsel olarak önemli kırılma anlarından biri olduğunu görmemek imkansız. Bu nedenle bizler, bir yandan 1 Kasım’ı beklerken diğer yandan da Fraksiyon.org olarak, sosyalist siyasi partilere, kurum temsilcilerine ve akademisyenlere #1KasımSonrası için beklentilerini, tahayyüllerini sorup sizlerle paylaşmayı istedik:

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkanla 1 Kasım sonrasına dair yaptığımız kısa şöyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz::

– Devlet terörünün her gün canlarımızı aldığı, AKP içerisindeki krizlerin iyice derinleştiği, “dış” politikanın hareketli olduğu günlerde, bir kez daha seçimle karşı karşıyayız. Anlaşılan o ki bir önceki seçimden çok da farklı bir seçim tablosu ile karşılaşmayacağız. Sizce seçim sonrası bizi nasıl günler bekliyor?

1 Kasım seçimleri bir erken seçim değil yenilenen bir seçimdir. Seçimler sonrasında işçi sınıfını, emekçileri, demokrasi ve özgürlük isteyen toplumsal kesimleri, sistem muhalifi güçleri zorlu günlerin beklediğini söyleyebiliriz. AKP kendi iktidarının güvenceye alınması ve iktidarına karşı tehdit unsuru olarak gördüğü bütün toplumsal kesimleri ve muhalefeti ezme, susturma ve etkisizleştirme yönelimindedir. Bunu her fırsatta da söylüyor. Erdoğan operasyonların seçimlere kadar da seçimlerden sonra da süreceğini söylemiştir. Ekonomik bir kriz tehdidi kapıdadır. Ortadoğu ve Suriye politikaları da siyasal bir krizi biriktirmektedir. Kürt sorunu konusunda hükümetin takındığı inkarcı ve saldırgan tutumun da 1 Kasım sonrasında derinleşeceği açıkça ilan ediliyor. Seçim sonrasında bizleri yine savaş ve saldırı politikalarına karşı mücadele süreci bekliyor.

– Önümüzdeki dönemde AKP bloğundaki kırılmaların artmasını bekliyor musunuz?

Bu, biraz da 1 Kasım’da sandıktan çıkan sonuca bağlı. AKP’nin sandıktan zayıflayarak çıkması durumunda siyasi etkisi zayıfayacak ve bu partinin kendisinin zaten bir koalisyon olduğu düşünülürse birleştirdiği parçaların dağılma süreci hızanacaktır. Bu süreç zaten başlamıştı.

– Toplumsal muhalefet kendi gündemlerini yaratabilmek için uygun araçlara sahip mi? 

Toplumsal muhalefetin etkisinin güçlenmesi için sahip olması gereken en temel araç ortak mücadele birlikleri- platformlarıdır. Bu bakımdan henüz toplumsal muhalefetin böyle güçlü bir cephede birleştiğini söyleyemeyiz. Ancak ortak mücadele deneyim ve birikimine sahibiz. Yakın gelecekte bu araçları güçlendirmek için uygun bir zemine de sahibiz. Birleşik bir mücadelenin oluşturulması, iç ve dış politikada, ekonomide, toplumsal sınıf ve kesimler arasındaki güç ilişkilerindeki gelişmeler dikkate alındığında gereklilikten öte zorunlu hale gelmektedir.

– Önce Suruç’ta ardında Ankara’da yaşadığımız katliamlar, Kürt coğrafyasında neredeyse her gün kaybedilen canlar… Bu dönemde nasıl bir politik hat üzerinden hayata müdahil olmayı planlıyorsunuz?

Bir önceki soruya verilen yanıttan devam edersek, en önemli ihtiyaç toplumsal mücadele kesimlerinin birliğinin sağlanmasıdır. Bugün AKP’nin saldırı ve savaş politikaları AKP’liler ile AKP’li olmayanlar arasında süren bir savaş değildir. Kuşkusuz AKP politik etkisini artırmak ve güçlendirmek için kutuplaşma siyasetini buradan yapmaktadır. Ancak işçi sınıfı, emekçi halk kitleleri ve Kürt Hareketi, Alevi hareketi, kadın ve çevre hareketi gibi demokrasi ve eşitlik talep eden mücadele güçleri açısından bu kutuplaşmayı başka bir düzeyde kurmak; ezen-ezilen ilişkisi bakımından derinleştirmek, ezilen tarafı güçlendirecek bir politik zeminde mücadeleyi sürdürmek önemlidir. Emek Partisi olarak hem demokrasi mücadelesinin güçlendirilmesi hem de emek, demokrasi ve barış güçlerinin ortak mücadele platformunun geliştirilmesine olanak yaratmak üzere seçimlerde HDP’nin desteklenmesine, oy verilmesine ve oy istenmesine çağrı yapıyoruz. Tabii ki seçimler bu mücadelenin sadece bir adımıdır ama önemli bir adımıdır. 

1 Kasım Sonrası dosyasındaki tüm yazılar için tıklayınız.

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr