Halkın isyanını, İşçinin grevini ve Kürdün serhildanını birleştirmek!  – DİP Merkez Komitesi Üyesi Levent Dölek İle Söyleşi

Halkın isyanını, İşçinin grevini ve Kürdün serhildanını birleştirmek! – DİP Merkez Komitesi Üyesi Levent Dölek İle Söyleşi

LEVENT DÖLEK | Halkın isyanını, İşçinin grevini ve Kürdün serhildanını birleştirmek! Bu birliği bağımsız bir siyasal perspektife kavuşturarak sermayenin ve emperyalizmin karşısına dikmek! Edoğan kliğini ve AKP’yi iktidardan indirerek hesap sormak! Amerikan muhalefetinin emekçi halkın mücadelesinden rol çalmasına ve bugünün iktidarını aklayıp kollayarak, düzenli bir geçiş yapmasına karşı tüm gücümüzle mücadele etmek! Bizim hattımız budur.

1 Kasım’da yeni bir genel seçimle daha karşı karşıyayız. Seçimle bambaşka, güzel günlere sıçrayacağımızı ummuyoruz. Ama 1 Kasım’ın da tarihsel olarak önemli kırılma anlarından biri olduğunu görmemek imkansız. Bu nedenle bizler, bir yandan 1 Kasım’ı beklerken diğer yandan da Fraksiyon.org olarak, sosyalist siyasi partilere, kurum temsilcilerine ve akademisyenlere #1KasımSonrası için beklentilerini, tahayyüllerini sorup sizlerle paylaşmayı istedik:

Devrimci İşçi Partisi Merkez Komitesi üyesi Levent Dölekle 1 Kasım sonrasına dair yaptığımız kısa şöyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz::

– Devlet terörünün her gün canlarımızı aldığı, AKP içerisindeki krizlerin iyice derinleştiği, “dış” politikanın hareketli olduğu günlerde, bir kez daha seçimle karşı karşıyayız. Anlaşılan o ki bir önceki seçimden çok da farklı bir seçim tablosu ile karşılaşmayacağız. Sizce seçim sonrası bizi nasıl günler bekliyor?

7 Haziran seçimlerinde büyük bir darbe yiyen Erdoğan, yolsuzluklardan, cinayetlerden, Suriye’de MİT’in tekfirci mezhepçi çetelere silah taşıyan TIR’larına kadar iktidarı boyunca işlediği tüm suçlarından dolayı ailesi ve yakın siyasi çevresiyle birlikte yargılanma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Erdoğan kendi ikbali için savaş çıkartmakta tereddüt etmedi ve bu savaşın belirlediği koşullarda seçimi yenilemeye yöneldi. Erdoğan’ın partisi olan AKP bu doğrultuyu hemen benimsedi. Savaş başlar başlamaz önce İncirlik’i ardından Diyarbakır hava üssünü ABD’ye açan hükümet, emperyalizmin de bu savaştan nemalanmasını sağladı. Sermayeye ise Ortadoğu’da petrole ve yüksek kârlara ulaşmak için Kürt hareketinin ezilmesini vaadederek, bu ikbal savaşında sermayeyi de yanına aldı. İkbal ve iktidar için Suriye ile açıktan savaş başlatma ve böylece seçimleri ertelemeyi bile düşündüler. Rusya, Suriye’de boy gösterince bu hamle fiilen imkansızlaştı. Biz Suriye’ye giremeyen Erdoğan’ın Türkiye’yi Suriyeleştirmek isteyeceğini söyledik. Bu tahlili yaptığımız Gerçek Gazetesi’nin son sayısının yayınlanmasından iki gün sonra 10 Ekim katliamı gerçekleşti. Bu şekilde gittiğimiz 1 Kasım seçimleri sonrasında tablo ne olursa olsun Erdoğan’ın ikbal mücadelesi ve AKP’nin iktidara tutunma kavgası sürecektir. Bu amaçlarına ulaşmak için dün olduğundan daha demokratik ya da uzlaşmacı olacaklarına dair herhangi bir iyimserlik içinde olamayız.

– Önümüzdeki dönemde AKP bloğundaki kırılmaların artmasını bekliyor musunuz?

AKP ve İslamcı sermaye cephesindeki fay hatlarını genelin aksine çok önceden beri 2010-2011 döneminden beri tahlil ediyoruz. Cemaat ve Erdoğan yarılmasını çok önceden tespit ettik. Özellikle Gezi ile başlayan halk isyanından sonra isyan eden halkın düzen dışı bir alternatif üretmesine engel olmak maksadıyla Kılıçdaroğlu’ndan Abdullah Gül’e uzanan Gülen cemaatinin aktif bir unsuru olduğu, Batıcı laik sermayenin desteklediği, soldan katılımlara açık bir Amerikan muhalefeti ekseni kurulduğunu gördük ve 30 Mart seçimlerinde Hepsi Gitsin! diyerek emekçi kitleleri uyardık. Bu muhalefet ekseni zaman zaman Erdoğan ve AKP’ye karşı eleştiri ve muhalefet düzeyini yükseltse de son tahlilde sermaye düzenine savunuyor ve Erdoğan’dan daha çok işçi ve emekçi kitlelerin mücadelesinden, en çok da bu mücadelenin Kürt halkının mücadelesiyle birleşmesinden korkuyor. Erdoğan kliği ve onun yönlendirdiği AKP, sermaye için Gezi ile başlayan halk isyanından beri artık kesin olarak bir istikrar unsuru değil bizatihi istikrarsızlık kaynağıdır. Sermayenin bu kaygıları AKP içindeki çatlakları derinleştirme yönünde etki yaparken aynı sermayenin düzene bağlılığı Erdoğanlı bir düzenli geçiş formülünü de öne çıkartabilir. Sonuçta AKP’den kurtulmak, ondan ve reisleri Erdoğan’dan hesap sorma işi yine işçilere, emekçilere ve ezilenlere düşüyor. AKP içindeki çelişki ve çatışmalara bel bağlayanları, bu bağlamda Amerikan muhalefetini kendine eksen kabul edenleri, büyük bir hüsran bekliyor.

– Toplumsal muhalefet kendi gündemlerini yaratabilmek için uygun araçlara sahip mi?

Sendikalarımız, partilerimiz, eylem birliklerimiz mevcut. Televizyonları, gazeteleri, sosyal medyasıyla kuvvetli bir sol muhalif basın ve Gezi ile başlayan halk isyanından, 6-12 Eylül Serhildanına oradan fiili metal grevlerine kadar, toplumsal muhalefetin temel sac ayaklarının güncel, canlı ve kuvvetli deneyimleri de mevcut. Uygun araçlarımız fazlasıyla var. Yöntemimizin adını da koyalım: İsyan, grev, serhildan! Araçlarla ilgili bir kısırlık söz konusu değil. İhtiyacımız olan muhalefeti her seferinde çeşitli demokratik mülahazalarla sermayenin şu ya da bu kanadının peşine takan siyasetten kurtulmaktır. İhtiyacımız olan bağımsız bir sınıf politikasıdır. Bu politikanın vazgeçilmez unsuru hiç şüphesiz ki anti emperyalizm olmak zorundadır.

– Önce Suruç’ta ardında Ankara’da yaşadığımız katliamlar, Kürt coğrafyasında neredeyse her gün kaybedilen canlar… Bu dönemde nasıl bir politik hat üzerinden hayata müdahil olmayı planlıyorsunuz?

Halkın isyanını, İşçinin grevini ve Kürdün serhildanını birleştirmek! Bu birliği bağımsız bir siyasal perspektife kavuşturarak sermayenin ve emperyalizmin karşısına dikmek! Erdoğan kliğini ve AKP’yi iktidardan indirerek hesap sormak! Amerikan muhalefetinin emekçi halkın mücadelesinden rol çalmasına ve bugünün iktidarını aklayıp kollayarak, düzenli bir geçiş yapmasına karşı tüm gücümüzle mücadele etmek! Bizim hattımız budur. Bu hattın içinde işçi sınıfının örgütlenmesine, grevlerin hedeflerine ulaştırılması ve adım adım siyasallaştırılmasına öncelik vermek gerekiyor. En azından adını hak eden sosyalistler için tutulması gereken halka budur. Devrimci İşçi Partisi bu doğrultuda çabalarını yoğunlaştırmakta sınıf içinde stratejik mevzilenme hedefiyle yürümektedir. Metal grevleriyle ne kadar doğru bir yöneliş içinde olduğumuzu ve aynı zamanda solun geneli açısından bu alanda ne kadar büyük bir boşluğun olduğunu bir kez daha gördük. İşçi sınıfı içinde bağımsız bir siyasal hat temelinde gerçek bir ağırlık merkezi oluşturmadan içinden geçtiğimiz sürece etkili bir müdahalenin olanağından bahsedemeyiz.

1 Kasım Sonrası dosyasındaki tüm yazılar için tıklayınız.

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr