Hazırlanın Çocuklar Müfredatın Dışına Çıkıyoruz!

Hazırlanın Çocuklar Müfredatın Dışına Çıkıyoruz!

Gökçe Şahin | “Sistem her şeyi aldığı gibi barışı da kendi eline almak istiyor ve canı ne zaman isterse o zaman bize armağan edeceğini düşünüyor. Fakat Prometheus, nasıl ki tanrılardan ateşi çalıp insanlığa armağan ettiyse, bizler de barışı çalıyoruz. Doğru bildiğimiz yolda yalnız da olsak yürüyeceğiz. Zafere kadar, daima…”

Uzun zamandır devlet terörü ile yatıyor devlet terörü ile uyanıyoruz. Bitmeyen ölüm haberlerine şiirler seçiyoruz. Aynı şiirlerin, en politik dizelerinin altını her ölümde yeniden çiziyoruz.

Faşizm ile yeni tanışmıyoruz. Her gözaltı haberinde işkenceleri görüp, evinde katledilen insanlara bakıp 90’lara geri döndük diyoruz. Bir şeye dönmek için önce onun bitmesi gerekmez mi? Devletin faşizmi hiç bitmedi ki… O yüzden bir yere dönmüyoruz. Bitmeyen kavgayı zafere kadar devam ettiriyoruz.Amed, Suruç, Ankara… Faşist devletin yaptığı en büyük katliamlar. Ölülerimizin ‘barış’ yazılı pankartlar ile taşındığı katliamlar… Parçalanmış bedenlerin, yaralıların üzerine gazlarla saldıran faşizm…

Ardından sokağa çıkma yasakları ile gücünü göstermeye çalışan devletin; kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürmeye devam ettiğini hepimiz biliyoruz. Hendek bahanesi ile bir halkı yok etmeye çalışırken, o halkın özgürlüğe olan inancını unutuyordu ne yazık ki…

Bu savaşa dur demek için yola çıkan kim varsa “terör propagandası” yapmak ile suçlanıyor. Burada terörün tanımını yapmakta fayda görüyoruz. Terör ya da terörizm, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır. Terör uygulayan organize gruplara terör örgütü; terör uygulayan şahıslara ise terörist denir.

Bugün IŞİD’e terör örgütü diyemeyen iktidar, barış isteyen insanları terörist ilan etmektedir.

Cizre’de özel harekat timleri tarafından açılan ateşte annesinin karnında vurulan bebeği hatırlayın. Hala cenazelerin sokaklarda çürüdüğü günleri yaşıyoruz.

Bu durumda; bizim devletle bir derdimiz var diyoruz…

Barış için bir araya gelen akademisyenlere yapılan saldırıları kınıyoruz. Gazeteler, hocalarımızın isimlerini yazabilmek için puntolarını küçültmüş, sığabilsin diye… Bugün onları hedef gösteren, nefret söylemleri ile provoke eden devlet ve yandaşlarına tarihin yazdığı mücadeleleri hatırlatıyoruz.Faşizm, üniversitedeki herkesi diz çöktürmeye çalışıyor.

Sistem her şeyi aldığı gibi barışı da kendi eline almak istiyor ve canı ne zaman isterse o zaman bize armağan edeceğini düşünüyor.  Fakat Prometheus, nasıl ki tanrılardan ateşi çalıp insanlığa armağan ettiyse, bizler de barışı çalıyoruz. Doğru bildiğimiz yolda yalnız da olsak yürüyeceğiz. Zafere kadar, daima… Hazırlanın çocuklar, müfredatın dışına çıkıyoruz. Çünkü bizler de tıpkı hocalarımız gibi barış istiyoruz. Barış akademisyenleri yalnız değildir!

(…)
Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın.

Bilin kuvvetinizi.

Bir tabiat kanunu değildir savaş,

Barışsa bir armağan gibi verilmez

insana:

Savaşa karşı

Barış için

Katillerin önüne dikilmek gerek,

” Hayır yaşayacağız!” demek.

İndirin yumruğunuzu suratlarına!

Böylece mümkün olacak savaşı önlemek. / Bertolt Brecht
İşte bütün bunları anlatmak, size teslim etmek istiyorum. Çünkü bunlar size ait…

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr