Kasketli Bir Güneş Halinde Düşenler’e

Kasketli Bir Güneş Halinde Düşenler’e

Yine bir Mayıs günü, katliamla uyandık. Yandaş medyanın ‘’300 ya da 400 kişi olabilir’’ deyişi sizi öfkelendirmiyor mu? İnsan ölüyor insan! Şimdi harekete geçmenin tam zamanı. Sanata sarılmanın, barikatta nöbet tutmanın, işgallerin, grevlerin, direnişlerin… Tam zamanı!

Gökçe Şahin
Gökçe Şahin

 

“Maden ocaklarında çalışanlar 
ata biner gibi kazmalarına binip 
tünellerde koşuyorlardı dörtnala…” Nazım Hikmet

 

Memleket derdi kimileri adına, dövüşmek de ölmek de onun uğruna. Nasıl bir memleket ki, yeryüzü yüz’ünü, gökyüzü maviliğini yitirdi. Kara diyoruz adına her şeyin. Şimdi her şey kömür karası. Yüzünde ki karalığı, gözyaşının çeneye indirmesi… Karalık dağıldı biraz sanıldı. Kömürlü elleri gözyaşını silmek için tekrar yüzüne gidene dek…

Katliamın sesi, rengi, dili, dini olmaz. Öfkesi olur, ateşi olur, sokakta ki yüzü olur. Karadır her şey şimdi gözümüz gibi! Yasta değiliz. Çünkü devrimcileriz biz. Katliamlarla dolu koca tarihin bazen öznesi bazen nesnesiyiz. Ama bu tarihin hep içindeyiz. Yas tutmak devletin işidir. Faşizmin işidir. ‘’3 gün susun’’ demektir.

Oysa bağırmanın tam zamanı. Sağır etmeli duymayanları. İsyanımız değiştirecek dünyayı, isyan edin çocuklar!

Haziran’dan bugüne sokaklar yankılandı sesimizle. ‘’İsyan, Devrim, Özgürlük!’’

Sokakları tanıdık, yerimiz bildik. Barikatta bazen ateşler, bazen şiirler yakıldı. Tutuştu özlediğimiz günler, tutuştu yitirdiklerimizin gülüşleri…

Öfke, en belirgin tepkiydi devlete. Bir öfkemizi yitirmedik.

Büyüdü çığ gibi. Alev topuna dönüştü. Sardı tüm dünyayı. İnemedi yerin altına o öfke! Hep yeryüzünde kaldı. Havai Fişeklerle gökyüzüne bile ulaştırdık öfkemizi, bir tek yeraltını saramadık.
Ethem, Ali İsmail, Ahmet, Medeni, Hasan Ferit, Abdullah, Mehmet, Berkin dedik. Yumruğumuzu sıktık, yüreğimizi barikata koyduk.

Yine bir Mayıs günü, katliamla uyandık. Yandaş medyanın ‘’300 ya da 400 kişi olabilir’’ deyişi sizi öfkelendirmiyor mu? İnsan ölüyor insan!

Şimdi harekete geçmenin tam zamanı. Sanata sarılmanın, barikatta nöbet tutmanın, işgallerin, grevlerin, direnişlerin… Tam zamanı!

Kömürlerden barikat kurmak, bir madenci türküsü patlatmak barikatta. Duvarlara yazmak isyan kokan şiirleri… Şimdi dünyayı değiştirmenin tam zamanı!

Yürüyoruz durmadan. Havayı içimize çekerek ilerliyoruz. Ölüyoruz, diriliyoruz. Ama ne olursa olsun insanlığımızı unutmuyoruz. Ne yücedir emek dolu insan. Ne güzeldir üreten, dövüşen insan.
Madencilerin tüm üretimini tüketip, gökdelenlere sahip burjuvalardan, onları vareden bu sistemden hesap sorma zamanıdır. Ulrike Meinhof’tan öğrendik ‘’Üzgün Değil Öfkeli’’ olmayı.

Yeryüzü ile gökyüzü arasında kalan tüm insanlarla birlikte, yerin derinlerini selamlıyor, kömürün ateşiyle bu düzeni yakacağımıza söz veriyoruz.

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr

Leave a Comment