Kıblemiz de Dinimiz de İnsanlık ve Özgürlük Mücadelesidir

HÜSEYİN KETE |Bundan sonra “her şey çok güzel olacak” diyecek kadar politikadan bihaber değiliz, ama üstümüzdeki ölü toprağının kalktığını görecek kadar da politiğiz.

kiblemiz-de-dinimiz-de-insanlık-ve-ozgurluk-mucadelesidir
Hüseyin Kete

Çok değil daha birkaç gün önce ne yiyeceğimize, ne giyeceğimize, kaç çocuk doğuracağımıza, yolda nasıl adım atmamıza varana dek gündelik yaşamımızdaki (politik kutuplaştırmayı da yok saymadan) tüm pratiklerimize müdahale eden 12 yıllık muktedir, ceberut bir iktidarın ‘yerle yeksan’ olduğuna şahit olduk. Bundan sonra “her şey çok güzel olacak” diyecek kadar politikadan bihaber değiliz, ama üstümüzdeki ölü toprağının kalktığını görecek kadar da politiğiz. Bu ölü toprağını yerden binbir zorlukla, meşakketle kaldıran tabloyu yaratan halkların, inançların, kültürlerin, sınıfsal aidiyetlerin ortak birlik ve mücadelesini temsil etmeye soyunmuş HDP olduğunu söylemek, sanırım, abartılı olmayacaktır.

Çok değil daha dün ise, AKP iktidarı döneminde sabah akşam kendilerinden olmayan Alevilere, gayrımüslimlere, kadınlara, eşcinsellere, sosyalistlere küfür eden, ötekileştiren, hedef gösteren AKP’nin politik karizmasını çizen HDP’nin milletvekili olan Altan Tan, Kılıçdaroğlu üzerinden kıble tartışması yaparak Alevilere hakaret etti. Evet, hakaret etti resmen. Üstelik bu, Altan Tan’ın birinci gafı değil. Daha öncesinde de buna benzer ayrımcılık sözleri işitmiştik kendisinden. Aman Altan Tan’ın söylediklerini sineye çekelim, ne de olsa bizim oy verdiğimiz partinin bir milletvekili, cemevleri yasal ibadethane olsun diye yasa teklifinde bulunan biri, aman bunları tartışırsak HDP zarar görür, din tartışmasına girmeyelim kaybederiz deme lüksümüz yok. Seçim çalışması yürütürken partinin, partideki isimlerin öneminden değil, ortak yaşam ilkelerinden bahseden Demirtaş’ın ve HDP’lilerin itiraz etmesi, eleştirmesi gereken bir şeyi neden biz gözardı edelim. Kaldı ki HDP zarar görmez, öyle olsaydı Kobanê’de İŞİD çeteleri, Türkiye’de miting miting Kuran sallayanlar kazanırdı. Yani mesele, dindarlık veya din meselesi değil siyasal İslam meselesi. Halkın deyimiyle dindarlık değil dincilik meselesi.

Herkesin bir kıblesi var. Dün Amed’de, Madımak’ta, Çorum’da, Maraş’ta, Rojova’da tekbir getirerek katliam yapanların, ellerinde Kuran’la hırsızlık yapanların da bir kıblesi var.

Alevilerin kıblesini merak eden varsa da Pir Sultan’ın mücadelesine bakmaları yeterlidir. İkna olmayan var ise, Kürt Özgürlük Hareketi’nin neferleri olan Mazlum Doğan’ın, Sakine Cansız’ın, binlerce Alevi’nin mücadelesine bakmalarını öneririrm. Alevilerin kıblesi bellidir. Yetmiş iki milleti bir nazarda gören Alevilerin kıblesi taştır, doğadır, ırmaktır, telli kuran bağlamadır, Dersim’in devrimci yurtsever halkıdır. Hüdai’nin şu dizeleridir:

Canan bizim canımızdır

Teni bizim tenimizdir

Sevgi bizim dinimizdir

Başka dine inanmayız.

Şu dizede mevzuya uyar:

Ellerin kabesi var

Benim kabem emektir

Kuran da, kurtaran da

İnsanoğlu insandır.

Kimse kimsenin diniyle, diliyle, kimliğiyle, ne yediği, ne içtiğiyle uğraşmasın artık. “Biz Erenler gerçeğiyiz, has bahçenin gülleriyiz” diyerek HDP’nin çok renkliliğine gönül verenler olarak derdimiz tasamız yokmuş gibi oy verdiğimiz insanların iktidar ağzıyla benzeşen söylemleriyle uğraşmayalım.

Yazıyı sonlandırmadan önce bir anekdot sunmak lazım. Buradan HDP’ye vurmaya çalışanlar varsa tekrar bir yazı yazmak zorunda kalmayalım diye yazıyı baştan okusunlar derim. Oy verdiğim partinin vekili olan Altan Tan’ın da okumasını dilerim…

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr