Kuzey Kore ile Ne Sorununuz Var?

Kuzey Kore ile Ne Sorununuz Var?

İbrahim Devrim
İbrahim Devrim

Nesnel hakikatin insan düşüncesine atfedilip atfedilmeyeceği sorunu -bir teori sorunu değil, pratik bir sorundur. İnsan, hakikati, yani düşüncesinin gerçekliğini ve gücünü, bu dünyaya aitliğini pratikte kanıtlamalıdır- Karl Marks

Geçmişte propaganda yalanlarını en etkili ve kitlesel biçimde kullananların Naziler olduğu söylenir. İletişim araçlarının büyük kitlelere ulaştığı son yıllarda yalanların sıklıkla tekrarlanması ve kitlelerin buna mahkum edilmesi artık Nazi döneminden çok daha etkili. Bugün dünyada nerede bir rejim değişikliği yapılması planlanıyorsa önce yalan makinası amansızca çalışmaya başlıyor. Yakın zaman önce Suriye ve Ukrayna buna maruz kaldı. Son dönemde bu kez Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, bir başka deyişle Kuzey Kore için yalan makinası hızını artırmaya başladı.

Kuzey Kore  bir süredir ana akım medyada oldukça popüler.  Kuzey Kore üzerine yapılan haberleri neredeyse duymayan kalmadı. Erkeklerin saçlarını Kuzey Kore devlet başkanı Kim Jong gibi kestirmek zorunda olması, Kim Jong’un sevgilisinin porno filmde oynaması, ülkede milyonlarca insanın aç olması ve  açlıktan ölmesi, aç kalan halkın yamyamlık yapması, uzun hapis cezalarının babadan oğula geçmesi, maç kaybeden milli futbolculara işkence yapılması,  Kuzey Korelilerin 2014 dünya kupasını kendilerinin kazandığını sanması, yabancı film izleyenlerin idam edilmesi vs. gibi haberler  ve daha fazlasına internette hızlı bir arama ile hemen ulaşabilirsiniz.

İnsanların zihnine korkunç bir tablo kazıyan bu kampanya oldukça başarılı. Bunların doğru olduğu kabul ediliyor. Bu tabi ki propaganda mekanizmasının bir sonucu ve başarılı işlediğini gösteriyor. İktidar doğası gereği iktidarının devamını sağlamak için çıkarları doğrultusunda bu yalanları üretiyor. Doğruluğu konusunda araştırma yapılamıyor ve yalan olduğu konusunda söz söylenemiyor çünkü doğru olmadığını ve yeterli kanıt olmadığını iddia edenler bir anda korkunç bir imaja sahip olan Kuzey Kore rejimini savunmak ile suçlanıyor.  Bu suçlama ile gerçekleri ortaya çıkarma gayretinde olabilecek kesimler kolaylıkla bertaraf edilip tarafsız kalmaya itilebiliyor.

Kuzey Kore üzerine son kara propaganda çalışması The Interview filmi ile devam ediyor. The Interview yoğun bir kara propaganda içeriyor ve bu tarz Amerikan filmlerindeki klişelerle dolu. Bir çeşit Rocky IV olan The Interview bir komedi filmi ama bu açıdan bakınca hiç de komik değil. Propaganda, filmin pazarlanması aşamasında yapımcısı Sony’nin hacklenmesi ile devam etti. Sony gerçekten Kuzey Kore tarafından hacklemiş olabilir mi? Ellerindeki imkanlara bakınca pek inandırıcı değil ama özellikle ABD kamuoyu şimdiden buna inandırılmış durumda. Bu inandırıcı olmayan hackleme ile Kuzey Kore rejimi bu defa sınırlarını da aşıp ABD ve dünya vatandaşlarının ifade özgürlügüne saldırmış gösteriliyor ki bu, yürütülen kampanyanın aşama yapması anlamına geliyor .

Kuzey Kore rejiminin bu hackleme olayında hiçbir çıkarı yok. Film Sony’nin hacklenmesinden sonra popüler oldu ve izlenme rekorları kırıyor. Diğer taraftan Kuzey Kore’de rejim değişikliği isteyenler ve Çin’in etki alanına girerek istikrarsızlık yaratmaya çalışanların çıkarına bir durum var ortada. The Interview filmi ve sonrasında yaşananlar bile Kuzey Kore ve dolayısıyla Çin üzerine bilmediğimiz planların hazır olduğunu ve yakında uygulamaya geçilecegini gösteriyor.  Çin’de kısa bir süre önce ordunun savaşa hazır olması emri verildi. Bu, Çin’in ciddi bir saldırı beklediğini gösteriyor. Belki de Çin Kuzey Kore’ye yapılacak olası bir saldırının önüne geçmek için Rusya’nın Ukrayna konusundaki tutumuna benzer bir tutumla savaşa hazır olduğunu gösteriyor. İlk anda abartılı gelse de durum gerçekten bu denli ciddi.

Kuzey Kore ve Çin rejimlerinin savunulmayacak yönleri var ama öncelikli olan bu değil.  Öncelikli olan bu yalanlar karşısında gerçeklere sahip çıkmak. Rejimin karakterinden bağımsız olarak Kuzey Kore’yi emperyalist yalanlara ve olası saldırılara karşı savunmak gerekiyor.  Elbetteki dünyadan yalıtılmış ve bürokratik bir kastın baskısı  altında bulunan Kuzey Kore’de özgürlükler kısıtlı.  Aynen burjuva demokrasilerinde mesela Güney Kore’de ve ABD’de özgürlüklerin kısıtlı olması gibi. Demokrasi timsali gösterilen Güney Kore’nin adalarındaki madenlerde çalışan işçilerin köleleştirilmesi artık saklanamıyor. Dünyanın işçilerinin, sömürülenlerinin ve ezilenlerinin Kuzey Kore ile değil öncelikle ABD emperyalizmi ile sorunu var. Irak, Suriye ve Ukrayna halklarının Kuzey Kore ile değil ABD ile sorunu var. Nato safında Kuzey Kore ile savaşmış Türklerin ve Kürtlerin Kuzey Kore ile değil ABD ile sorunu var. Ferguson olayları hala sıcaklığını koruyor. 2014’de özgürlükler ülkesi ABD’de polis tarafından en son istatistiklere göre 461 kişi öldürüldü. ABD polis cinayetlerinde dünya birincisi.

Kuzey Kore üzerine yapılan haberlerin çoğu yalan. Kalanı da kanıtlardan yoksun. Fakat, çoğunluğun kabulu sağlandıktan sonra  gerçeğin ne olduğunun  pek de önemi kalmıyor. Çatlak sesleri çıkaranların ellerindeki araçlar kısıtlı. İtiraz edenlerin ya hiç sesi duyulmuyor  ya da hemen bir linç mekanizması ile karşılaşıyor. Ancak demokrasi zırvalarına inanıp gerçekleri  bugün savunmazsak, yoğun propagandaya yenilip görmezden gelirsek iktidarın ikiyüzlü savunucularından farkımız kalmıyor. Direnmeden, dayanmadan bu mekanizmaya karşı mücadelenin devamı sağlanamıyor.

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr

Leave a Comment