Mesele Üç Beş Hendek, Sen Hala Anlamadın mı Kardeşim?

Mesele Üç Beş Hendek, Sen Hala Anlamadın mı Kardeşim?

Ferik Letkin |Abilerim, ablalarım, sevgili devlet büyüklerim uzun sözün kısası hendek bir sonuç değil tamamen bir nedenmiş. Herşey tam yoluna girecekken Hendekler gelmiş ve Kürtlerin tüm siyasi taleplerinin karşılanması için yapılmak istenen o kutsal mutabakatı da yerle yeksan etmiş. Ah o hendekler bi olmasa, neler olacakmış neler. Ah o hendekler!

Abilerim, ablalarım, sevgili devlet büyüklerim sizlere bir hikâye anlatmak isterim, gerçi bakmayın hikâye dediğime her kelimesi gerçek ve yaşanmış olaylardan derlenmiştir. Bu yazı Son günlerde yaşanan hendek tartışmalarına açıklık getirmek ve son noktayı koymak için yazılmıştır.
Sadede gelelim; sahi mukaddes devletimiz hendeğe neden karşıdır? 

Resmi tarih tarafından bilinen ilk hendek olayı “Hendek Muharebesi” denilen savaşta yaşanmıştır. Mekkeli Müşriklerin, Medineli müminlere saldırması üzerine Medine halkı kendi şehrini korumak için Medine’nin stratejik olarak önemli sayılacak çeşitli yerlerine hendekler kazmış ve bu muharebede askeri açıdan Medineliler zayıf olmasına karşı şehirlerini hendeklerle iyi bir şekilde savunabildikleri için başarılı çıkan taraf olmuştur. Böylelikle islam tarihi de hendeklerle tanış olmuştur.  Sonrasında da bugüne kadar uzanan ve inanlarca hala bir övünç kaynağı olarak anlatılan bir hendek hikayesi gerçekliği oluşmuştur. O muharebeden sonra tarihte nasıl bir kırılma yaşandığı bilinmez ama  hendek olgusu hızla kutsal emanetler gibi müzeye kaldırılmış ve siyasal islamcı iktidarların istismarı dışında başka kimselerin erişimine izin verilmemiştir. Sanki sözlü bir mutabakat yapılmışçasına iktidarı elinde tutan siyasal islam geleneği bilhassa Kürt kentlerinde hendeklerle kendisini savunan halk direnişi boy verdiğinden bu yana bu kutsal kelimeyi kullananlar için ‘en ağır şekilde cezalandırıla’ fermanını kesmekten geri durmamıştır. Velâkin devlet tarafından bu hendek sorunsalının fazlaca istismarı bu yazının yazılmasını elzem kılmıştır. Şimdi hendek tartışmalarına dair bir kaç tarihsel anektod düşmek ve yüce devletimizin “hukuki sınırlar içinde” bu olaylara nasıl karşılık verdiğini kronolojik sıraya bağlı kalarak anlatmak isterim.

1921– Mutabakat sonrası bu hendeği ilk istismar edenlerden birisi Koçgirili Alişer’dir. Koçgiri alanı diye bilinen alanın çevresine hendek kazarak Hendekistan Cumhuriyetini kurmaya çalıştığı için Yurtsever Topal Osman ve güçleri tarafından bire üç denilerek cezalandırıldı.

1925– Bu ayaklanmadan sonra Şeyh Sait denilen bir zat ortaya çıktı. Niyeti ne Kürtler, ne dindi. Hendekle ilişkili bir zattı. Şaşırdınız demi? Bu zattın hendekle ilişkisi şöyle. Palu’nun eski ismi, ki kendisinin de doğum yeri diye bilinir Hendeku’ymuş. Şimdi bilinmemesin sebebi bu şahsın taraftarların Mamuretül Aziz (Elazığ) nufüs dairesinde çıkardığı büyük yangın sonrası kayıtların silinmesiymiş. 

1937 Seyit Rıza’nın Asimilasyona karşı durduğu devlete bu yüzden asker vermediği külliyen yalan, devlet hiç halkını asimile eder mi? Seyit Rıza denilen şahısın dağda, bayırda hatta Munzur ve Peri suyun birleştiği noktanın altında hendek kazdığı söylenir. Bu yüzden yaşı küçültülerek idam edilmiştir.

Abilerim, ablalarım, sevgili devlet büyüklerim;

1980– 12 Eylül İhtilali; Fatsa çamurunu temizleyip, halk şenliği düzenlediği için değil Terzi Fikri diye bilinen belediye başkanın Hendekist diye bilen örgüte üye olduğu için yapıldı. Bu örgüt o zaman bilenen bütün örgütlerin çatı örgütüydü tez vakitte kellesi alınaydı.

1992– Newroz olaylarında yüzlerce sivilin öldürüldüğünü kesin bir dille reddediyorum. Orda ölenlerin tamamının boynunda bir kolye bulundu. Bu kolyenin içinde sinyal verici vardı. Bu sinyalin sonradan NASA tarafından keşfedilen ama intifal yaratır gerekçesiyle henüz kamuoyuna açıklamayan Hendekto adlı gezegene sinyal gönderen bir cihaz olduğu anlaşıldı. Hendektizmin denilen sözde ideolojinin ne kadar haince ve dünya halklarına düşman olduğu bu örnekte çok net görülmektedir. Müdahale edilmese hainler Hendekto adlı gezegenden yardım isteyerek dünyayı istila edeceklerdi.

1995– Gazi Ayaklanmasına gelecek olursak, Gazi Cem evinin eski bir hendektizm tapınağının üstüne kurulduğunu söylesem başka soruya yer bırakmamış olurum.  Bundan olacak son hendektist kalana kadar “yüce” devletimiz mücadele etmiştir.

Bunların yanında kamuoyunca bilinen bir kaç sahıs hakkında da görüş belirtmek isterim.

Uğur Kaymaz: Yaptığı salıncaktan çıkardığı seslerle hendekistlere mesaj yollayan biriydi. Çocuk olduğuna bakılmamalıydı ve gereği yapılmalıydı.
Ceylan Önkol: Otlattığı keçilerden birine Hendekamin adını verecek kadar işbirliği halinde birisiydi. Çocuk da olsa tehlikeliydi gereği yapılmalıydı.
Hrant Dink: Agos gazetesinin ilk ismi neydi biliyor musunuz? Ermenice bilmediğinizi varsayarak cevaplayayım. Eski Ermenice’de söylenen bu kelimenin Eski Türkçe’ye göre karşılığı Hendek demektir.
Umarım tüm bu anlatımlardan sonra kafanızda adı geçen bu üç sahışla ilgili herhangi bir soru işareti kalmamıştır. Çünkü bu şahıslar failleri meçhul kimseler değil azılı birer militandı ve aslında karışıklık çıksın diye kendi arkadaşları tarafından öldürülmüş de olabilirlerdi. Neden olmasındı, herşey olabilirdi.

Hendek örgütü olduğu için de doğal olarak yer altında örgütlenen bu örgüt son dönem milletle muhabbetimizin nişanesi olan yerleri hedef alıp kutsal mutabakatımızı yok etmek istiyor.
Biliyor musunuz bu örgüt aynı zamanda GSM operatörlerindeki yazılımı kırarak Cizre’deki öğretmenlerimize mesaj atıp sapkın  ideolojisini yayma girişiminde de bulunan bir örgütmüş.
Yaa.. Daha neler neler var…

Abilerim, ablalarım, sevgili devlet büyüklerim uzun sözün kısası hendek bir sonuç değil tamamen bir nedenmiş. Herşey tam yoluna girecekken Hendekler gelmiş ve Kürtlerin tüm siyasi taleplerinin karşılanması için yapılmak istenen o kutsal mutabakatı da yerle yeksan etmiş. Ah o hendekler bi olmasa, neler olacakmış neler. Ah o hendekler!
En başta benim sevgili Kürt kardeşlerimin bu oyuna alet olmayın bunların meselesi Kürt sorunu değil başka gezegenlerdeki dış mihrakların Hendektizmin sapkın ideolojisini egemen kılma uğraşlarıdır.
Olay çok daha büyük anlasana Kürt kardeşim. Biz çok yanlış biliyormuşuz. Mesele yüz yıllık tarihsel bir kökeni olan Kürt Sorunu filan da değil.

Mesele üç beş hendek, sen hala anlamadın mı kardeşim?  
Hadi uyan. 

Ferik Letkin

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr