“Barajın aşılmış olması asla yabana atılmamalı” – Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sibel Uzun ile Söyleşi

“Barajın aşılmış olması asla yabana atılmamalı” – Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sibel Uzun ile Söyleşi

SİBEL UZUN | “Altını çizelim. Muhalefet HDP’nin barajı geçmesi için pek çok cephede tartışmalar yürüttü, çalışmalar yürüttü, bir seçim deneyimi birikti. Ana siyaset zemininde etkili bir konuma yerleşti. 1 Kasım’da oy kaybımız oldu ama 7 Haziran öncesinden daha fazla mecliste temsilcimiz var ve Erdoğan’ın “Başkan olmasını engelledik” diyebiliriz…” 

1 Kasım Genel Seçimleri‘nin ardından siyasi parti temsilcileri, kurumlar ve akademisyenler seçim sonrası için beklentilerini ve tahayyüllerini Fraksiyon.org‘a anlatıyor.

Seçimlerin ardından Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sibel Uzun ile yaptığımız kısa söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz

Devlet terörünün her gün canlarımızı aldığı, AKP içerisindeki krizlerin iyice derinleştiği, “dış” politikanın hareketli olduğu günlerde, seçmene diktatörlüğe evet demek için bir “şans” daha verildi. Seçimin güvenirliğine şerh koyarak, gördük ki içe dönük yaratılan katliam bağlamı ve dışa dönük yaratılan mülteci tehdidi 7 Haziran sonuçlarını iktidarın lehine döndürmesiyle sonuçlandı. Sizce seçim sonrasına girdiğimiz bu süreçte bizi nasıl günler bekliyor?

7 Haziran seçimini hukuksuz bir şekilde yok sayan AKP saray için “yeniden seçim” demiştir, bu durumda meydanı AKP’ye bırakacak halimiz yoktu. Muhalefet de 7 Haziran’a benzer bir şekilde 1 Kasım seçiminin mücadelesi içerisine girme kararlılığında oldu. Seçimde yapılan usulsüzlükler esas belirleyen değildir. Muhalefetin yılların birikimi ile yeterince sandıklara sahip çıktığını büyük usulsüzlüğün olamadığını görebiliyoruz.
AKP 7 Haziran’da Erdoğan için istediği başkanlığı ve iktidarını kaybetti. Bundan sonra AKP’yi yok edebilecek bir muhalafet zeminin yaratılabilmesi için HDP’nin almış olduğu % 13 Türkiye genelinin benimsediği “seni başkan yaptırmayacağız” hayati bir öneme sahipti. Ama unutmayalım 7 Haziran öncesinde Diyarbakır’da AKP’nin beslediği IŞİD bombalar patlatırken Kürt Hareketi çatışmasızlık içerisinde seçime kadar süreci yönetmeyi başardı ve bu sonuca ulaştı.

7 Haziran sonrası her yerden gelen ölüm ve katliam haberleri bir korku yarattı, çatışmaların karşılıklı bir biçimde devam etmesi oyların AKP’de toplanmasına yol açtı. AKP’ye oy veren halklara kızarak bu işin içinden çıkılamayacağında anlaşıyorsak ölümlerin durması için çıkış yolunu en yerleşik siyasetten yana seçtiğini bunun da doğru olmasa da hesaplanabilir bir gerçek olduğunu söyleyebiliriz. Asker cenazelerinde PKK’ye değil Erdoğan’a bir öfke vardı, çatışmalar devam ettikçe, ölüm, katliam haberi yağmaya devam ettikçe HDP ile bir kopma yaşanabileceği hesaplanabilirdi, süreç yönetilebilirdi.

Katliam, saldırı, tehdit ve baskı ile yoluna devam eden AKP’den herşey beklenir. Muhalefet bunun katlanarak devam edeceğini hesap ederek hareket etmelidir. AKP karşısında meclis ve meclis dışı en geniş cepheli muhalefet zeminlerini yaratmalıdır.

– Önümüzdeki dönemde AKP bloğundaki kırılmaların artmasını bekliyor musunuz?

AKP’nin seçim kazanımı temelsiz ve geçicidir, saldırı korku üzerine kuruludur. Bizim gücümüzün ölçüsünü Gezi Direnişi’nden ve 7 Haziran seçimlerindeki %13’den almalıyız, bu gücü nasıl büyüteceğimize bakmalıyız. AKP’nin zaman zaman gün yüzüne çıkan iç gerilimleri olabilecektir, bilelim ki cemaat ile olan kırılma kadar büyük olmayacaktır en büyüğünü yaşamıştır ve sonuç olarak AKP’nin durumu ortadadır. AKP’de asıl kırılmayı Erdoğan’ın diktatörlüğüne karşı olan tüm kesimlere baskı ve şiddet uyguladığı ortamda birleşen, büyüyen muhalafet ve onun doğru hedefli, örgütlü siyaseti yaratacaktır.

– Meclis muhalefetinin varsa yapabilecekleri nelerdir?
HDP’nin Meclis’te yer alması, CHP’den sonraki milletvekili çoğunluğuna sahip olması muhalefet adına son derece önemlidir. CHP açısından da bir şans ve fırsattır, ama savaş politikalarına imza atmaya devam ederse muhalefet olmaktan tamamen çıkabilir. Meclis’teki gündemler, gündem konuşmaları, teklifler, yasa yapma süreçleri meclis dışı muhalefet ile birlikte sistemli bir şekilde örülmelidir, meclis dışındaki ayakları yaratılmalıdır. O zaman meclis Erdoğan emri ile kalkıp inen AKP’nin çoğunluğu oluşturan elleri tarafından değil toplumsal muhalefet ile yönetilmeye başlar. HDP’nin kazanması için seçim çalışması yapan güçler artmıştır. HDP’nin bu güçlerle olan birikimi sadece seçimde değil AKP’yi tamamen devirmek için özellikle bundan sonra sürmelidir. Çözüm süreci de bu şekilde yeniden gerçek aktörlerle toplumsallık kazanabilecektir.

– Toplumsal muhalefet kendi gündemlerini yaratabilmek için uygun araçlara sahip mi?
Sorun daha çok toplumun yakıcı gündemlerinden uzak kalmak şeklinde tezahür ediyor. Toplum seçim atmosferinde çareler ararken muhalefetin bir kesimi “ne seçimi?” diyerek gittikçe marjinal bir noktaya çekiliyor. Bunun adı kendi gündemini yaratmaksa bizden uzak olsun. Gezi direnişinden sonra toplum forumlarda iken ilgilenmeyen, AKP esas tehlike iken kapitalizmi gündemi yapmaya çalışan, savaşa karşı barış mücadelesi vermesi gerekirken tatile giden muhalefet yolunu bulamaz. Toplumun yakıcı sorunlarına, yakıcı gündemlerine çözüm bulmak isteyen muhalefet için meclis, parti, blok, platform çalışmaları anlamında artık çok zengin ve güçlü bir deneyime sahibiz. Altını çizelim. Muhalefet HDP’nin barajı geçmesi için pek çok cephede tartışmalar yürüttü, çalışmalar yürüttü, bir seçim deneyimi birikti. Ana siyaset zemininde etkili bir konuma yerleşti. 1 Kasım’da oy kaybımız oldu ama 7 Haziran öncesinden daha fazla mecliste temsilcimiz var ve Erdoğan’ın “Başkan olmasını engelledik” diyebiliriz.

– Katlanarak artan işçi, kürt ve kadın katliamlarına, sistematik sol kırıma ve artan muhalif basın susturmalarına karşı nasıl bir politik hat üzerinden hayata müdahil olmayı planlıyorsunuz? Meclis dışı siyasetin hattını nerede görüyorsunuz?

Her şeyden önce muhalif iletişim araçlarımızı yaratmamız son derece önemli ve bu konuda da yol aldığımızı söyleyebiliyoruz. Saydığınız bu konulardaki gerçek haberleri ve boyutunu muhalif basınımızdan takip edebiliyoruz. Egemen medyanın AKP kazandıktan sonra nasıl hizaya girdiğini gördük bir anda binalarına saldıranları unuttular.
Bu sorunlar etrafında hangi cephede nasıl bir ortaklık yakaladıysak sorunun kaynağını kurutmak için ana siyasete nasıl müdahale imkanlarını yakalıyorsak aynısını bu başlıklarda da yapmalıyız. 1 Kasım öncesindeki savaş tehlikesi ölüm haberlerinin yağması tüm bu sorunların üzerinde bir yere yerleşti. Ülke savaş tehlikesi ile çalkalanırken kadınlar olarak yaşam hakkımızı istememiz gündem dışı kalabildi, o durumda barış mücadelesinin içinde yer alma çabasında olduk. Devlet öldürme siyaseti izlerken kadın katilleri arttı daha çok ve acımasızca kadın cinayetleri olmaya devam etti. İşçi ölümleri görünmez bir hale geldi. Bu konular toplumun en yakıcı sorunu olduğu için sayıyoruz ve doğru yapıyoruz, tek tek ele almaktan başka yolumuz yok diye düşünüyorum. Şimdi koalisyon ile tıkanma durumu olmayan, işleme imkanı olan meclisin varlığında bu sorunlara da el atarak ilerleme imkanı vardır. Bu mekanizmaları sonuna kadar zorlamak zorundayız. Bu nedenle seçimin olması, gerçekleşmiş olması, barajın aşılmış olması asla yabana atılmamalı. Kızacak küsecek durumumuz yok, başlangıcı çoktan yapmış, yol almış olanlar yola daha fazla devam demelidir.

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr