Sürgün Politikasının Bir Parçası Olarak ‘Yangınlar’: Yak, El Koy, Temizle!

Sürgün Politikasının Bir Parçası Olarak ‘Yangınlar’: Yak, El Koy, Temizle!

SİBEL YÜKLER | “Orman yakıp kârlı inşaat alanları açmak; köyleri, tarlaları yakıp nüfusu göçe zorlamak; kitapları, arşivleri yakıp hafızayı silmek; insan yakmak, ev yakmak, dükkan yakmak, yağmalamak, yananı söndürmemek ve bazen de söndürememek bütün bunlar aslında hep aynı zihniyetin farklı tahayyülleri. Küller üzerine kurulu bir tarih var…”

surgun
Sibel Yükler

Toplumsal bellek, geçmişle hesaplaşma, tarihle yüzleşme, toplumsal diyalog, uzlaşma, iyileşme ve barış konusunda adım atmak için çalışmalar yapan Hafıza Kaydı, ortak hikâyeleri herkesle paylaşmaya devam ediyor.

Bellek çalışmaları alanında bilgi gönüllülüğünü ve açık bilgi aktivizmini güçlendirmek için bir araya gelen kişilerin açık platform olarak çalışmalar yaptığı Hafıza Kaydı, bu kez Türkiye’de çıkan ya da ‘çıkarılan’ yangınları ele aldı. 13 Eylül 1916 tarihinde çıkan Büyük Ankara Yangını‘nı takvim yaprağına taşıyan Hafıza Kaydı, bu yangınla birlikte bağlantılı olan diğer yangınlar ve sürgün politikalarıyla ilgili inceleme yaptı.

Resmi kaynaklara göre, 13 Eylül 1916 tarihinde gece saatlerinde Ankara’da büyük bir yangın çıktı. 15 Eylül sabahı 05.30 sularında söndürülebilen yangında 5 kişi hayatını kaybetti, toplam 1033 hane olmak üzere, şehir merkezinde bulunan 19 mahalleden 8’i tamamen, 11’i ise kısmi şekilde yandı.

1914 nüfus sayımına göre Ankara merkezinde 69 bin 66 Müslüman ve 14 bin 500 Hristiyan kayıtlıydı. Çıkan yangında, yanan mahallelerin 7’sinde yalnızca Hristiyan veya Yahudi nüfus yaşıyordu ve mülklerinden olan Hristiyan sayısı 8 bin ile 12 bin arasında gösteriliyordu.

1914 yılında başlayarak yangına kadar devam eden tehcir ve katliam süreci, 10 bin civarında Ermeni’nin sürgünü ve/veya ölümüne ve Ankara’nın Türkleştirilmesine/Müslümanlaştırılmasına önayak oldu.

surgunYangınların Ortak Noktası: Sür, El Koy, Temizle!

1915’in öncesi ve sonrasında, özellikle 3 yıllık sürede Anadolu’da birbirini takip eden 20 yangın çıktı. Yangınların yaşandığı birçok bölgede, çoğunluğu Rum ve Ermeni olmak üzere Hristiyan ve Yahudi cemaâtine mensup çeşitli milletlerden insanlar yaşıyordu. Ankara’da olduğu gibi diğer illerde de çıkan ya da çıkartılan yangınlarda halk, bilinçli müdahale etmediği nedeniyle polis teşkilatı ya da itfaiyeleri şikâyet etmişti. Bilinçli müdahale etmeme durumu ise, İttihât ve Terakki Partisi’nin sürgün politikalarıyla ilişkilendiriliyordu.

HAFIZAYI ‘KÜL’ İLE SİLMEK

Hafıza Kaydı’na göre; yakmak, yanmasına, yakılmasına göz yummak, Türkiye’de birçok kez ve birbirinden çok farklı mecralarda tekrarlanan bir pratik. Göz dağı verme, terk etmeye zorlama, el koyma, rant yaratma, sosyal-kültürel belleği yok etme, hınç alma yöntemi olarak devlet dahil tüm aktörler tarafından sıklıkla başvurulan bir “yöntem”.

surgunOrman yakıp kârlı inşaat alanları açmak; köyleri, tarlaları yakıp nüfusu göçe zorlamak; kitapları, arşivleri yakıp hafızayı silmek; insan yakmak, ev yakmak, dükkan yakmak, yağmalamak, yananı söndürmemek ve bazen de söndürememek bütün bunlar aslında hep aynı zihniyetin farklı tahayyülleri. Küller üzerine kurulu bir tarih var.

Bağlantılı Olaylar

Tehcirin ardından da zorla çalıştırma, tehdit, taciz etme, ayrımcılık gösterme ve mülklere el koyma pratiği devam etti. İşte yangınlarla birlikte gelişen diğer ‘sürgün’ olaylarından bazıları:

27 Ağustos 1915’te İzmit Yangını. Ermeni Mahallesi’nde çıkan yangın, tehcir edilen Ermenilerin geride bıraktıkları evlerde başlamış ve 300-400 ev yandıktan sonra söndürülmüştü.

18-19 Ağustos 1917 Selanik Yangını. Osmanlı, Balkan Savaşlarının ardından Selanik’i kaybetti ve şehir 1912 yılında Yunanistan’ın hakimiyetine geçti. 1917’de çıkan büyük yangından sonra şehrin toplumsal yapısı tamamen değişti. 32 saat süren ve 1 kilometrekarelik alanı etkisi altına alan yangında 9 bin 500 ev kullanılamaz hâle geldi. Yahudi ve Türklerden 72 bin 500 kişi evsiz kaldı. Yangının ardından Yahudiler Batı ülkelerine, özellikle Fransa ve Filistin’e yerleşmek zorunda kalırken, mübadele sonrası Türklerin de göç edişinin ardından Selanik artık bir Yunan şehri haline gelmişti.

13-18 Eylül 1922 İzmir Yangını. 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’de Yunan ordusunun yenilgiye uğratılmasının hemen ardından savaşın yıkıcılığına tüm şehri saran büyük yangının yıkıcılığı eklenir. 4 gün süren yangınla eş zamanlı olarak Büyük Millet Meclisi’nde tartışılan “terk edilmiş mallara hazine adına el konulması” önergesi, yangından sonra şehrin yaşayacaklarının habercisidir. Yangının nedenlerini araştırma konusunda dönemin tüm otoriteleri sessiz kalmıştır ve 1936’ya kadar yanan bölge olduğu gibi kalacaktır. İzmir yangının bilançosuyla ve yangını başlatanlarla ilgili çelişkili bilgi ve veriler bulunsa da; yaklaşık 2,6 milyon metrekarelik bir alan, 25 bin ev, iş yeri, kilise, hastane, fabrika, depo, otel ve lokantanın yok olduğu belirtiliyor. ABD Büyükelçilik kaynaklarına göre yangında ölenlerin sayısı 100 bin civarındadır.

1925 Bakanlar Kurulu Kararı. 1922’deki İzmir Yangını’na eşzamanlı olarak Meclis’te “terk edilmiş mallara hazine adına el koyma önerisi” görüşülüyordu. 1925 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla da ‘gayrimüslim’ mallarının hayır kurumlarına ve özel idarelere devri yasalaşmıştı.

30 Ocak 1923 Mübadele Sözleşmesi. Lozan’daki toplantıların sona ermesinden yaklaşık bir yıl sonra, Yunanistan ve Türkiye arasında Mübadele Anlaşması imzalanmış ve Türkiye’de yaşayan Rumlar ile Yunanistan’da yaşayan Türklerin yer değiştirmesine karar verilmişti. Mübadelenin tamamlanabilmesi neredeyse 10 yıllık bir zaman almış, süreç içinde taşınır ve taşınmaz birçok mülk yağmalanmıştı.

surgun13 Ocak 1928 Vatandaş Türkçe Konuş Kampanyası. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Topluluğu’nun 13 Ocak 1928’deki yıllık kongrelerinde aldığı bir karar üzerine, kamusal mekanda herkesin Türkçe konuşmasını tavsiye eden tabela ve afişlerin asılması, okullarda konferanslar verilmesi gibi fikirler etrafında başlamıştı. Uygulamada ise yabancı dilde gazete okuyanların gazetelerinin yırtılması, Türkçe konuşmayanlara müdahale edenlerin çıkarttıkları kavgalar, “Vatandaş Türkçe Konuş” flamalarını yırtanların gözaltına alınması ve insanların birbirini tehdit unsuru olarak görmesini derinleştiren bir ayrımcılık maratonuna dönüştü.

21 Ocak 1929 Tatavla Yangını. Tatavla’da, 21 Ocak 1929 gecesi büyük bir yangın çıktı. Yangından yaklaşık iki ay sonra belediyenin aldığı kararla, Nisan 1929’da semtin adı “Kurtuluş” olarak değiştirilerek, bir nevi ‘kimlik değişimi’ yapıldı. Gazeteci Serdar Korucu’nun 6 Kasım 2013 tarihinde Agos gazetesinde yer alan haberine göre, 1955’teki 6-7 Eylül Olayları’nda Kurtulaş’a yerleşen Rumlarla yaklaşık 2 bine ulaşan nüfus, 1964 yılında Ankara’nın Türkiye’de ikâmet eden Yunan vatandaşlarını sınırdışı etme kararı ile hızla eridi. Bugünse Kurtuluş’ta 500 civarında Rum yaşıyor.

3 Aralık 1933 Sultanahmet Adliyesi Yangını. İstanbul Adliye Sarayı olarak kullanılan bina 3-4 Aralık 1933’te çıkan yangında kül oldu. Nevzat Onaran’ın “Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi” kitabında, ‘evrak temiziği’nden söz ediliyor. Dönemin gazetelerine göre de, yangın ilk olarak eski evrak ve dosyaların olduğu evkaf dairesinin altındaki merdiven altından çıkmış ve bütün evrak ile dosyalar küle dönmüştü.

1934 Trakya Olayları. 28 Haziran-Temmuz 1934 tarihleri arasında Çanakkale, Keşan, Uzunköprü, Kırklareli, Lüleburgaz, Babaeski ve Edirne’de yaşayan Yahudilere yönelik bir pogrom yapıldı. Saldırılar tüm şehirlerde aynı zamanda başladı, Çanakkale ve Keşan’da yaşayan 30 ile 40 Yahudi ailesi şehri 24 saat içinde terk etmeye zorlandı. Yahudi aileler, bu yüzden buralardan apar topar kaçtılar.

Nafia Askerleri
Nafia Askerleri

22 Nisan 1941 Yirmi Kur’a İhtiyatlar Olayı – Nafıa Askerleri. 20 Kur’a, “Tanzimat sonrası askerlik işlerinde kullanılan bir usûl olup, bir yılın doğumluları arasında, ad çekilerek, adına K yazılı kağıt çeken çekilen asker” demek. 2.Dünya Savaşı sırasında, 10 Nisan 1941’de yayınlanan resmi seferberlik ilanının ardından, özel bir kanunla askere alınan gayrimüslim erkeklere silah verilmeyip, aileleri ile görüşmeleri yasaklanıp; yol, köprü yapımı gibi bayındırlık işlerinde amele olarak çalıştırılmaları olayı. Askerlerin büyük çoğunluğu 27 Temmuz 1942’de terhis edildi.

11 Kasım 1942 Varlık Vergisi. Tek parti döneminde Şükrü Saraçoğlu hükümetinin ilk icraatı olarak TBMM’de kabul edilen kanunda, ‘gayrimüslim’ ve ‘müslüman’ gibi ayrımlar yoktu. Ancak İstanbul Defterdarı Fail Ökte, uygulamada, vergi mükelleflerinin Maliye Bakanlığı’nca belirlenen dört grubu baz alındığını belirtildi: M grubu (Müslümanlar) takdir edilen matrahın (vergiye esas alınan miktarın) yüzde 12,5’ini; G grubu (gayrimüslimler) yüzde 50’sini; D grubu (dönmeler) yüzde 25’ini; E grubu (ecnebiler) yüzde 12,5’ini ödemekle yükümlüydü. Çiftçiler de yüzde 5’ini ödeyeceklerdi.

6-7 Eylül 1955 Olayları. 6 Eylül günü İstanbul’da yaşayan Rum yurttaşlara yönelik saldırılar sırasında çıkartılan yangınlarda gayrimüslimlere ait evler, iş yerleri, okullar ve ibadet yerleri yakılmış, yıkılmış ve yağmalanmıştır. Mahkeme kayıtlarına göre 4214 ev, 1004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır ve 26 okul saldırıya uğramış, 11 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tecavüze uğramıştı. Cumhuriyet döneminde yaşanan en büyük yağma ve yıkıma dönüşmüş, yaşananlar sonrasında birçok Rum, Ermeni ve Yahudi Türkiye’den göç etmişti.

16 Mart 1964, İstanbul Rumlarının Sürgün Edilmesi. Kıbrıs konusunda Yunanistan’la gerginleşen siyasi hava nedeniyle Yunanistan pasaportu da olan 13 bin Türkiye vatandaşı Rum hakkında gizli bir kararname ile sürgün kararı çıkartıldı. Ülkeyi terk etmek için 48 saat ile 10 gün arasında vakit verilen Rum yurttaşların yanlarında 20 kilodan fazla yük ve 20 dolardan fazla para almaları yasaklanmış, 6 ay sonra da banka hesapları bloke edilmiş, gayrimenkullerine el konulmuştu.Bu kararla 45 bin Rum ülkeyi terk etti.

13 Aralık 1978 Merkez Bankası Yangını. Merkez Bankası’nın arşiv deposunda bilinmeyen bir sebepten çıkan yangın sonucu tüm evraklar yandı.

Askerler tarafından evleri yakılan Öğüt ailesinin 9 bireyi yakılarak katledilmişti
Askerler tarafından evleri yakılan Öğüt ailesinin 9 bireyi yakılarak katledilmişti

1990’lar ve Köy Yakmalar/Boşaltmalar. Kürt meselesine dair çatışmaların gitgide derinleştiği 90’lı yıllarda, devlet güçlerinin kırsal kesimde yaşayan köylülere yönelik kötü muamele ve işkenceleri belgelenmiş ve Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından defalarca yüklü tazminat cezalarına çarptırılmıştı. 1984-2009 yılları arasında Kürt illerinde 3500 köyün zorla boşaltıldığı ve/veya yakıldığı tespit edilmişti. Köylüleri; evleri, tarlaları, hayvanlarını, gündelik yaşamlarını ve kültürel kökenlerini geride bırakmaya zorlamak için köy yakmak sıklıkla başvurulan bir yöntem olmuştu.

2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı. Sivas’taki Madımak Oteli’nde düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenliği sırasında otelin önünde toplanan yüzlerce insan tarafından otel ateşe verildi. İçinde otel görevlilerinin ve sanatçıların da olduğu 35 kişi hayatını kaybetti. Güvenlik güçleri olaya saatler sonra müdahale etti.

17 Ağustos 2014 Göçmenlerin Mülklerinin Yakılması. Ankara İsmet Paşa Mahallesi’nde Suriyeli göçmen ailelerin kaldığı 3 evde art arda yangınlar çıktı. Yangınların ülke genelinde Suriyeli göçmen ve sığınmacılara yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde çıkması kundaklama sonucu olduklarını düşündürttü.

2015 HDP Binalarına Yönelik Yakma Girişimleri. Halkların Demokratik Partisi ve yangınlar. 7 Haziran 2015 seçimlerinden birkaç ay önce oluşturulan haritada, çoğunluğu yakma girişimi ile ve çıkan yangınlarla sonuçlanan saldırıların çetelesi tutuluyor.

surgun
1918, Cibali-Fatih Yangını, İstanbul

Kasıtlı Çıkarıldığı Düşünülen Yangınlar

1914-1918 yılları arasında Hristiyan mahallelerinde ya da Hristiyan nüfusun yoğun olarak yaşadığı mahallelerde kasıtlı olarak çıkarıldığı düşünülen yangınlardan bazıları:

12 Mart 1914 ve 21 Temmuz 1915 Amasya. Özellikle 21 Temmuz 1915 tarihli ikinci yangının tehcir sonrası boşalmış haldeki Ermeni evlerinin bulunduğu mahallelerde gerçekleştiği bilinmektedir.

3 Mayıs 1914 Kastamonu. Yangın Kastamonu’nun büyük gayrimüslim mahallelerinden olan Cebrail Mahallesi’nde çıkmıştır. Ermeniler o dönemde tehcir edilmemiştir ve yoğun olarak Kevser Mahallesi’nde yaşamaktadırlar.

Mayıs 1914 ve Ocak 1916 Tokat. 1914’teki ilk yangında Çarşı’nın büyük bir kısmı ve kent merkezinde 3 han ve 100’e yakın dükkan yanmıştır. Dükkanların çoğu o dönemde bakırcılık, satencilik, ipek ticareti, boyacılık yapan Ermenilere aittir. 1916’daki yangında da evler, dükkanlar ve bir han zarar görmüştür.

19 Ağustos 1914 Diyarbakır. Hububat Pazarı’nda gece çıkan yangında devlet görevlilerinin ihmaline ilişkin soruşturma yapılmıştır. Müslümanların mallarının kurtarılmasına izin verildiği, Hristiyanlara ve özellikle Ermenilere ise izin verilmediği hatta mallarının siviller tarafından yağmalanmasına göz yumulduğu ve bizzat askerlerin de yağmaya katıldığı yönündeki iddialar hükümetin soruşturma belgelerinde de yer almıştı. Yangının çarşının içinde aynı anda dört beş farklı noktada çıkmış olması kundaklama sonucu ortaya çıktığını gösteriyor. Büyük yıkıma neden olmuş ve diğer yangınlara kıyasla en iyi belgelenmiş yangınlardan biri olan bu yangında, 1100’den fazla dükkan ve 4 han yangından zarar görmüştü.

24 Ağustos 1914 Edirne. Rum mahallelerini etkileyen yangında 1200 ev ve 4 kilise yanmıştır.

30 Haziran 1915 Bandırma. 2500 Rum vatandaşın yaşadığı Preme’de çıkan yangında 800’ün üstünde ev, 100 kadar dükkan ve 3 kilise yanmıştır.

1918, Cibali-Fatih Yangını, İstanbul
1918, Cibali-Fatih Yangını, İstanbul

27 Ağustos 1915 İzmit. Ermeni Mahallesi’nde çıkan yangın gene tehcir edilen Ermenilerin geride bırakmak zorunda kaldıkları evlerin içinde başlamış ve 300-400 ev yandıktan sonra söndürülmüştür.

3 Ekim 1915 Adana. Nüfusunun büyük çoğunluğu Ermeni ve Katolik olan, eski adıyla Haçin, yeni adıyla Saimbeyli’deki yangından 2000 hane, 5 kilise, birkaç okul ce 150 civarı dükkan etkilenmiştir. Bu kadar ciddi bir alanı etkileyen yangının mal ve cana verdiği zararın az olmasının nedeni Ermenilerin tehcir edilmesi nedeniyle buraların büyük ölçüde boş olmasına bağlanabilir.

Nisan-Ağustos 1917 Balıkesir. Ayvalık’ta Rum mahallelerinde çıkan yangın da bölgedeki Rumların yerleri değiştirildiğine boş kalan kahvehanelerden birinden çıkmıştır. Rumların evlerinin kapılarının kırılıp mallarının yağma edildiği resmi belgelerde yer almaktadır.

18 Nisan 1917 Çanakkale. Gelibolu’da başka yerlere gönderilen Rumların geride bıraktıkları hanelerden 100’ünün etkilendiği bir yangın çıkmıştır.

27 Ağustos 1917 Balıkesir. Erdek’te çıkan yangın kasabaya büyük ekonomik zarar vermiş, 1500 ev, kilise, cami, han, hamam, otel yanmıştır. O dönemlerde Erdek nüfusunun dörtte üçü Rumlardan oluşmaktaydı.

1915-1917-1918 Giresun. Tirebolu defalarca kez yakılmıştır. Hem Ermeni tehcirinin ardından hem de Rumların başka yerlere yerleştirilmesinin ardından çıkarılan yangınlara yağmanın eşlik ettiği bilinmektedir.

17 Aralık 1917 Sinop. Yoğun olarak Rumların ikamet ettiği, kale sınırları dışında kalan Varoş Mahallesi, 1916’da Rumların başka yerlere gönderilmesinden sonra yanmış, yangından 213 bina etkilenmiştir. O dönemlerde gayrimüslimlerin kale sınırları dışında ikamet ettirildiği bilinmektedir.

31 Mayıs 1918 İstanbul. Cibali Yangını olarak da anılan ve İstanbul’un Fatih semtinde gerçekleşen yangında 7500 bina zarar görmüştür.

18 Temmuz 1918 Samsun. Kaleiçi kentin en eski mahallelerindendi ve yoğunlukla gayrimüslimlerin oturduğu bir alandı. Çıkan yangın 112 eve ve çok sayıda dükkana zarar vermiştir.

Kaynak: http://www.harfvolver.com/

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr