Tarihin Cilvelerine Bakmak: Şimdi Neyi Savunmalı

Tarihin Cilvelerine Bakmak: Şimdi Neyi Savunmalı

Barış Özgen Şensoy | Yeniden insanları barışa, kardeşliğe, eşitliğe, özgürlüğe, hukuka ve insan haklarına çağırmak… Soyut evrensel değerler kimsenin umrunda değil. Değerleri yeniden değerlendirmeyip, değer krizine cevap vermeyen politik özne, yıkıcı nihilizmin ya da kendi karşı-hukukunu ilan etmiş şiddetin etkisine karşı erimek zorunda kalacak.

1

 

http://fraksiyon.network/paris-saldirganlari-sehrin-genc-ve-ilerici-cekirdegini-vurdu/

 

Charlie Hebdo saldırılarında öldürülenlerden biri de Elsa Cayat’tı. Bir Yahudi ve bir psikanalist. On beş günde bir Charlie Hebdo’ya yazılar yazıyordu.

Eagles of Death Metal, rock’n roll ruhuyla mizahı harmanlayarak keyifli şarkılar yapan bir rock grubu. Batacalan’da öldürülen grubun dinleyicileriydi.

Ekteki yazıda, yazar hedef alınanların ortak noktalarına bakarak bir yaşam tarzına ve bir değerler grubuna yönelik bir şiddeti işaret ediyor.

 

2

 

IŞİD’in tarihi eserleri yıkmaktan arkeolog katletmeye, kafa kesmekten sivilleri katletmeye yaptıkları, İnsan Hakları, humanizm, modern değerler gibi hiçbir değeri tanımadığını gösteriyor. IŞİD’in değer tanımaması ve yeni değerler sistemini örgütlemesi bir delilikle açıklamaya girişmek bir geçiştirme olur. Ötesine geçmeli: Avustralya’dan İngiltere’ye Almanya’dan Amerika’ya her yere seslenip karşılık bulabiliyorsa, Batı’nın, Aydınlanma’nın, ya da hangi varlıksa artık, değerler sisteminin büyük bir krizde olduğunu gösteriyor.

Politik özneler yeni bir değerler sistemi yaratamadığı sürece, insanlığın büyük krizine IŞİD cinai cevabıyla varolmaya devam edecek. Rojava, bu açıdan değerli: IŞİD’in karşısında durup, bu karşısında durma halinin fiziki ve cismani yanı da bir o kadar yakıcı, önerdiği yeni değerler sistemiyle ulusların ötesine geçen bir öznelliğe hitap edebiliyor. Entellektüel aktivistlerden ve akademisyen adaylarından, Kürt coğrafyasından ve dünya komünist hareketlerinden yüzlerce gence, Avustralyalı komünist ve hümaniteryenlerden, ABD’li Hollywood yıldızlarına Rojava katılımları, değerlerin evrensel krizinde yeni bir değerler silsilesinin imkanı için bir ufuk ortaya koyuyor. Almanya’dan IŞİD’e katılan eski hiphop şarkıcısına karşı YPG’de saf tutan ABD’li Hollywood yıldızı: Sınıfların ve ulusların da ötesinde bir savaştan, bir değerler (ya da Fethi Benslama’nın tabiriyle öznellikler) savaşından bahsediyor olduğumuzun emaresi olamaz mı?

IŞİD saldırılarının sınır tanımamasından, savaş etiği bilmemesinden, Ankara ve Suruç Katliamları’nın kitleler nezdinde gördüğü karşılığın sınırlılığı (ya da bunlardan sonra kitlelerin güvenliği değişime ya da iktidarın koalisyona paylaştırılmasına tercih etmesi) insan hakları, barış ve kardeşlik gibi sözlerin bir umut potansiyeli taşımadığını ortaya koyuyor. Saldırıların Fransa’da gerçekleşmiş olması ayrıca manidar: Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkelerini bayrağında mühürleyen Fransa, yükselen ırkçı partisiyle, cezaevlerinde siyah-Müslüman nüfusun yüzde 80’lere varmasıyla, Aydınlanma projesinin nihai sonucu gibi de görünüyor. Bu üç ilke, bu üç ilkeden mahrum bırakılmışlar tarafından bir nefret nesnesine dönüştüğü söylenebilir.

Yeniden insanları barışa, kardeşliğe, eşitliğe, özgürlüğe, hukuka ve insan haklarına çağırmak… Soyut evrensel değerler kimsenin umrunda değil. Değerleri yeniden değerlendirmeyip, değer krizine cevap vermeyen politik özne, yıkıcı nihilizmin ya da kendi karşı-hukukunu ilan etmiş şiddetin etkisine karşı erimek zorunda kalacak.

O zaman yeni değerleri kim düşünecek?

3

Psikanalistler deliliğin dilini konuşurlar: Rüyaya ve gündelik deneyimin dışına atılmaya çalışılan ne varsa ona bakarlar, terbiyesiz şakalar, saçma görünen ayrıntılar, unutulmuş ritüeller… Psikanaliz için raslantı kolayca iddia edilebilecek bir durum değildir: Anlamsızlıkta esas anlam gizlidir.

Dolayısıyla, tarihin raslantısal görünen ayrıntılarında tarihin işaret ettiklerine dair önemli noktalar bulunabilir, bir rüyadaki her ayrıntının iç dünyadaki bir unsura işaret etmesi gibi. O zaman soralım: Yahudi bir kadın psikanalistin öldürülmesi ne anlama geliyor? IŞİD’in kadından ve Yahudi’den nefret ettiği gün gibi ortada, peki psikanalizin işin içine girmesi talihin bir cilvesi mi, bunun ötesinde bir anlam taşıyabilir mi?

En azından şunu iddia edebilirim: Psikanaliz de insanın ve değerlerin eleştirisi idi. İnsanın, cinsellik ve şiddetle dolu bir varlık olduğunu, zamanla ilişkisinin özgünlüğünü, inandığı ne varsa kaygılarını yatıştırmak için icat edip biat ettiği şeyler olduğunu ortaya koyuyordu. Kurşun düşmanlara sıkılır. IŞİD buna kurşun sıkıyorsa eğer, yeni bir erdemin, ve kendisini yutma potansiyeli olacak bir erdemin, potansiyelini burada gördüğünden olmasın? Nejat’ın altını çizdiği bir şey vardı: Öldürülenleri masumlar ve mağdurlar gibi düşünüp kitleleri vicdana çağırmak yerine, iktidara karşı suç işleyenler olarak düşünüp onlarla suç ortaklığı yapmalıyız.

Eğer, IŞİD’in gözünde psikanalizin katli vacipse, yeni bir değerler silsilesi için onu nasıl bir suç ortağı haline getirebiliriz? Buradan Batacalan’a bağlanalım, bir de orada ölelim: Rock’n roll dinleyicisinin değerleri sisteminde, modern insanın kendi krizini aşma çabasına dair ne bulabiliriz ki, IŞİD kendine onu, genç rock’n roll dinleyicisini, düşman görmüş olsun? Rock’n roll ve psikanaliz, bu garip ikili günümüzün bunalımına nasıl bir cevap veriyor? Cevap basit bir “sapkınlık”tan ibaret olmaları mı?

4

Bağlantısı verilen yazıda stad saldırısına da değiniliyor: Fransa’nın değerlerinin işlediğine dair bir emare olarak Milli Takım’a saldırıda da bir sembolizm görüyor yazar. Hatırlatılması gereken ise, Charlie Hebdo ofisine ve Batacalan’a giren IŞİD, stada giremiyor, kapıda kalıp saldırısını burada gerçekleştiriyor. Yurttaşlığa katılımın mekanı olarak stat, entellektüellerin mahallesine ya da rock kulübüne göre, ne olursa olsun, daha güvenli: Uyuşturucunuzu seçin.

Tabii milli maçların ve statların özgün bir çağrışımı var, stadın dışındakiler için: Ankara’da kaybettiklerimiz Konya’da yuhalanmıştı.

5

Cevap beni aşıyor ama şunu söyleyeceğim: Rock’n roll da psikanaliz de birer virüs gibidir, geri almak zordur, ctrl artı z işe yaramaz. Hem Aydınlanma, modernite, Batı kültürü, ne ad verirseniz, onun ürünüdür, hem de onun en büyük eleştirisi, hem de alaycısı: İşte, yarattığınız şey işlemiyor, bambaşka bir şekilde var olmak gerek, der. İkisi de insanı çözer, işte böyle, dürtülerden ve haz arayışından ibaretiz, yapacak bir şey yok, katlanacağız. İkisi de bütün değerleri çözerken, bir komünite kurar, bir kültür ve ekonomi üreten, delice fakat bir o kadar cezbedici bir komünite.

Öteki uçta da, Ankara Katliamı’ndan sonra televizyonlardan gazetelere sol medyada psikologların, psikiyatristlerin ve psikoterapistlere mikrofon uzatılması (bu grupların bol bol söz alması) semptomun öbür yüzü olsa gerek. Yarık derin, hayat devam ediyor: Durum ziyadesiyle anlaşılır. Politik özneler yeni değerleri icat etmediği sürece psikanalizden ve rock’n roll’dan kurtuluş yok.

 

 

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr