Zapatistalar: Gerçek ve Adalet Asla, Hiçbir Zaman Yukarıdan Bahşedilmeyecek

Zapatistalar: Gerçek ve Adalet Asla, Hiçbir Zaman Yukarıdan Bahşedilmeyecek

Biz Zapatistalar, kadınlar ve erkekler, bayrağının renginden, konuşma şeklinden ve ırkından bağımsız olarak yukarıdakilere daha önce de güvenmiyorduk, şimdi de güvenmiyoruz ve asla güvenmeyeceğiz. Eğer biri yukarıda ise, aşağıdakileri ezdiği içindir.

zapatistalar-gercek-ve-adalet-asla-hiçbir-zaman-yukaridan-bahsedilmeyecek
Zapatistalar
Çeviri: Cansu Başak

Altıncı Ulusal ve Uluslararası Kongre’ye:

Ulusal Yerel Halk Kongresi’ne:

Dünyanın tüm ezilenlerine:

İlgililerin dikkatine:

Bir kez daha netleştirmek gerekirse; gerçek ve adalet hiçbir zaman ve asla yukarıdan bahşedilmeyecektir.

Yukarıdan umabileceğimiz tek şey hile, cezasızlık ve sinizmdir.

Yukarıda yer alan suçlu daima af ve ödül kazanacaktır, çünkü yargılayanlar onu kiralayanlardır. Suçlular ve hâkimler aynıdır. Bunlar, çok başlı yılanın zehirli kafalarıdır.

Şu anda bunun yeni bir örneği ile karşı karşıyayız:

Zapatistalar olarak bizler, yoldaş (compañero) ve öğretmen Galeano’nun katledilmesinden sorumlu entelektüel faillerin La Realidad köyündeki evlerine şişman ve mutlu bir şekilde döndüklerinin farkına vardık. Bunlar sözüm ona, öğretmenimiz ve yoldaşımızın cinayetinden ötürü hapsedilmişlerdi. Ancak onları finanse eden ve destekleyen kişilerce masum olduklarının deklare edildiğini zaten biliyoruz: federal ve Chiapas eyalet hükümetleri. Bu yıl 12 Ağustos’ta, Chiapas, Comitán de Domínguez’deki ceza mahkemesinin “yargıcı” Victor Manuel Zepeda López, bu şahısların kendileri ve CIOAC-Histórica’daki suç ortakları suçun organizasyonuna iştirakten suçlu olduklarını bildikleri halde Carmelino Rodríguez Jiménez ve Javier López Rodríguez’in masum olduğunu açıkladı. Tek sorumlu onlar değil, ancak onlar da suçlu.

Bu kişiler gizlice La Realidad’a geri getirildiler. Çok fazla ortalarda görünmemeleri ve ağızlarını sıkı tutmaları söylendi, fakat yukarıdakilerin adaletiyle cezasız kaldıklarını bilenlerin kendinden emin oluşu, aslında gevşek ağızlı oldukları anlamına geliyordu. Nitekim kendilerini dinleyen herkese aslında tutuklu olmadıklarını, bunun yerine öğretmen Galeano’nun cinayetinden ötürü Manuel Velasco hükümeti ile CIOAC-Histórica’nın liderlerinden hatırı sayılır ölçüde ilgi ve takdir gördükleri bir evde kalmış olduklarını söylüyorlar. Oysa onlara, “yarıda kalan işlerine devam etmek” üzere köylerine dönmeden önce bir süre beklemeleri gerektiği söylenmişti.

Şimdi ise yalnızca suç ortaklarından gelecek destek beyanlarını beklememiz gerek: Pablo Salazar Mendeguchía, Luis H. Álvarez, Jaime Martínez Veloz, Juan Sabines Guerrero, Manuel Velasco, Manuel Culebro Gordillo, Vicente Fox, Felipe Calderón, Enrique Peña Nieto ve Rosario Robles. Bunlar CIOAC-Histórica’yı evcilleştiren kişilerden bazılarıdır ve bugünkü haline, yani oy kazandırmak ve toplumsal mücadeleyle ilişkili insanları öldürmek için kullanışlı paramiliter bir grup haline getirmişlerdir.

Ayrıca, “ilerici” gazetecilerin röportaj yapmasını ve “çatışma” yalanını yeniden canlandırarak onları “azılı saldırgan”  Galeano’nun kurbanları olarak sunmasını da bekleyebiliriz (gerçekte iki düzine cani CIOAC üyesine karşı yalnızdı); üzerinde oynanmış fotoğraflarını yayınlamalarını, haber kaynakları güneybatı Meksika eyaleti Chiapas’ın “muazzam” kalkınmasına methiyeler düzerken sağ elleriyle, araç ve şoförlük de dahil yaptıkları hizmetler karşılığında ödeme almalarını ve sol elleriyle de “toplumsal mücadeleye olan bağlılıklarını” kutlamalarını bekleyebiliriz.

Ancak…

Biz Zapatistalar yalnızca, kendilerini yaşamın ve kaderin, tarlaların ve yeraltı kaynaklarının sahibi ve efendisi sananlar ile hareketleri ve örgütleri aracılığıyla, kendi tarih ve ilkelerine ihanet ederek arkadaşlarını satanlara karşı duyduğumuz öfke, hırs ve nefretimize kulak vermiyoruz.

Zapatistalar olarak diğer acı, öfke ve nefretleri de görüyor ve kulak veriyoruz.

Katledilen ve kaybedilen binlerce yurttaş ile göçmenin ailesinin duyduğu acıyı, talepleri haline dönüşen öfkeyi görüyor ve duyuyoruz.

Sonora’da, ABC Kreşi’nde katledilen çocukların ailelerinin direngen adalet arayışını görüyor ve duyuyoruz.

Meksika’da ve dünyanın diğer bölgelerinde, anarşist mahkumlarca yürütülen onurlu ve isyankar açlık grevini görüyor ve duyuyoruz.

Ayotzinapa’da kaçırılan 47 öğrencinin ailesinin yorulmak nedir bilmez adımlarını görüyor ve duyuyoruz.

Ostula’da, ordunun saldırdığı kardeş halkımız olan Nahua halkının öfkesini görüyor ve duyuyoruz.

San Francisco Xochicuautla’da ormanlarına el koyulan, kardeş halkımız Ñahtó halkının öfkesini görüyor ve duyuyoruz.

Üyeleri haksız şekilde tutuklanan ve bölgeleri utanmazca çalınan kardeş halkımız Yaqui halkının öfkesini duyuyor ve görüyoruz.

Mexico City’de Olivia Alejandra Negrete Avilés, Yesenia Atziry Quiroz Alfaro, Nadia Dominicque Vera Pérez, Mile Virginia Martin Gordillo ve Rubén Espinosa Becerril cinayetlerine ilişkin yürütülen soruşturma şaklabanlığına duyulan öfkeyi görüyor ve duyuyoruz.

İşledikleri dikbaşlılık suçu nedeniyle kendilerine karşı yürütülen medya, polis ve ordu baskısına direnen demokratik öğretmenler sendikasının öfkesini görüyor ve duyuyoruz.

Çalkantılı ve merhametsiz kuzeyde, yalnızca derilerinin rengi nedeniyle saldırılan, mahkum edilen ve cezalandırılanların hissettiği kızgınlığı görüyor ve duyuyoruz.

Sırf kadın olması nedeniyle öldürülen, kaybedilen kadınlar için; İktidar kendi dar anlayışının dışında kalan hiçbir şeye tahammül edemediğinden, saldırıya maruz kalan milyonlar için; makroiktisadi bir istatistik dahi olamadan yok edilen çocukluk için dile getirilen öfkeyi ve acıyı görüyor ve duyuyoruz.

Tüm bu insanların, adaleti tesis ettiğini iddia eden ve aslında gerçekte cezasızlığı sağlayarak suçu teşvik eden kimselerin yalan ve alaylarına maruz kaldıklarını görüyor ve duyuyoruz.

Her yerde aynı gerçek ve adalet vaatlerinin, aynı yalanların olduğunu görüyor ve duyuyoruz. Sözcükleri değiştirmeye bile zahmet etmiyorlar; yukarıdakilerin okuduğu hazırda kötü bir metinleri zaten var.

Aşağıdakiler neden saldırıya uğradıklarını sorduklarında, yukarıdakilerden gelen cevap “sen olduğun için” olmaktadır.

Çünkü yara aldığımız bu dünyada, suçlular özgür, adil olan mahkum. Katil ödüllendirilir, ölüye iftira atılır.

Fakat bizler aynı zamanda [yukarıdakilere] güvenmeyen, [manipüle edilmeye] izin vermeyen ve isyana dönüşen gittikçe daha fazla ses görüyor ve duyuyoruz.

Biz Zapatistalar, kadınlar ve erkekler, bayrağının renginden, konuşma şeklinden ve ırkından bağımsız olarak yukarıdakilere daha önce de güvenmiyorduk, şimdi de güvenmiyoruz ve asla güvenmeyeceğiz. Eğer biri yukarıda ise, aşağıdakileri ezdiği içindir.

Yukarıdakilerin güvenilir hiçbir sözü, onuru, utancı ve itibarı yok.

Gerçek ve adalet asla, hiçbir zaman yukarıdan bahşedilmeyecek.

Bunu tabandan başlayarak bizim inşa etmemiz gerekecektir. Ve suçlular, hesabımız kapatılıncaya kadar bedelini ödeyecektir.

Çünkü yukarıdakilerin bilmediği şey şu; her suç, nefret ve öfkeyi alevlendirinceye kadar cezasız kalır.

Ve yapılan her adaletsizlik, yalnızca nefret ve öfkenin örgütlenmesine giden yolu açar.

Ve acımızın bedeli olarak, bize olan borcu ölçüp biçeceğiz.

Ve hesabı keseceğiz…ödeneceğinden emin olun.

Ardından, gerçeği ve adaleti elde edeceğiz. Bu yukarıdakilerin sadakasıyla değil, aşağıdakilerin zaferiyle olacak.

İşte o zaman hapishaneler, haklılar için değil suçlular için olacak.

Ve onurlu, adil, barışçıl bir yaşam herkes için gelecek.

İşte hepsi bu.

Güneybatı Meksika’nın dağlarından.

Subcomandante Insurgente Moisés.                Subcomandante Insurgente Galeano.

Meksika, Ağustos 2015.

Kaynak: http://upsidedownworld.org/

Facebooktwittergoogle_plusreddittumblr